Merhaba kitap dostları yeni haftada yeni kitap yorumu ile sizlerleyim
Kitabımız, her biri kendi öyküsünün baş karakteri olan kadınların yaşanmışlıklarını anlatıyor. Üstelik bu öyküleri okurken biz yazarından dediği gibi bir fotoğraf karesine bakar gibiyiz. Üstelik bu karelere bakarken de -acaba ne düşünüyordu, ya da kalbinden neler geçiyordu, hangi duyguları yansıtamadı veya dile dökemedi- sorularının karşılığını alıyoruz. Öyküler öyle güzel, öyle içten ve sıcacık yazılmış ki, okurken insan kendinden bir parçayı ya da yaşanmışlıklarından bir anıyı mutlaka gözünde canlandırıyor. Sayfaları çevirdikçe tanıdık hisler ve duygular gelip omzumuza konuyorlar.
Her biri başka yerlerde başka öykülerde yer alsalarda aslında çok tanıdık aslında çok bizdenler. Bir bakıyoruz bir ilişkinin içerisindeyiz, bir bakıyoruz aile bağları ile mücadeledeyiz ama kitap boyunca yüreğimizi ısıtan satırlar zaman zaman bizi derin düşüncelere de sevk ediyor. Yazarın kalemi öyle güzel öyle akıcı ki birkaç satır daha uzun olsaydı biraz daha devam etseydi kesinlikle okurdum hissini çok iyi bir şekilde yansıtıyor.
Karakterlerin çıkmazlarını okurken ister istemez empati yapıyoruz. Ben olsam ne yapardım ya da ne düşünürdüm sorusunu tüm öykülerde sordurmayı başarıyor yazar. Bence öykülerin bu kadar iyi hissettirmesi de tüm bu durumların bir araya gelmesinden. Ben kitabı çok sevdim özellikle kadın öyküleri de olması daha da bir hoşuma gitti şöyle yorucu dönemler ve ağır kitaplar sonrası Sımsıcak bir mola için kesinlikle tavsiye ederim okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar olsun