Puan vermedi·279 syf.····Okunma: 05 Haziran 2026 22:41 İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en önemli yazarlarından olarak gösterilen Paul Bowles, Fas'a yerleştikten sonra yazdığı ilk roman olan Esirgeyen Gökyüzü'nde, öyküsüne fon olarak seçtiği Doğu'yu ve Büyük Çöl'ü bir karşıtlığın simgesi olarak ele alır ve modern Batılı insanın uğradığı ruhsal çölleşmeyi bu karşıtlığın şiddeti bağlamında anlatır. (Kitabın arka kapağı.)
Yazarın 1947 yılında Fas’ın Tanca şehrine kalıcı olarak yerleşmesinden hemen sonra kaleme aldığı bu yapıt, post-modern insanın anlam arayışını Kuzey Afrika’nın klostrofobik kasabalarından çölün sonsuz dehlizlerine taşır. Roman; evliliklerindeki mekanikleşmeyi ve içsel boşluğu iklimsel bir radikallikle tedavi etmek isteyen Amerikalı entelektüel çift Port ve Kit Moresby ile onlara eşlik eden sığ burjuva figürü Tunner’ın, geri dönüşü olmayan coğrafi ve ontolojik kayboluşunu konu alır.
Bernardo Bertolucci’nin 1990 yapımı sinema uyarlamasında, Vittorio Storaro’nun elinden çıkan o hipnotik ve dumanlı sarı tonlarla görselleştirilen bu klostrofobik trajedi, romanda çok daha nesnel, mesafeli ve cerrahi bir dille işlenir.