9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
İran, benim için her zaman büyüktezatlığın adı oldu. Bir yanıyla bana hep korkunç, soğuk ve mesafeli bir ülke gibi geliyor; diğer yanıyla da içimde tarifi imkansız, derin bir merak uyandırıyordu. Bu coğrafyaya dair hissettiğim o ilk ürperti, küçük yaşlarda izlediğim *Kızım Olmadan Asla* filmiyle zihnime kazınmıştı. Ancak beni bu coğrafyanın asıl gerçeğiyle tanıştıran olay, yıllar sonra İzmir Çeşme’deki bir yaz kampında yaşandı. Henüz küçücük bir çocukken, Çeşme’ye yelken yapmaya gelen İranlı sporcu kadınlarla tanışmıştım. Karşımda duran o güçlü, özgür ruhlu rüzgar kadınları beni adeta büyülemişti. Çocuksu bir merakla onlara, *"İran'da çarşaf giymeseniz sizi öldürürler mi?"* diye sormuştum. İçlerinden birinin, sadece renkli bir çarşaf giydiği için bir kadının gözlerinin önünde nasıl tutuklanıp götürüldüğünü anlatmasını hiç unutamam. O gün, o yelkenci kadınların gözlerinde hem saklayamadıkları bir hüznü hem de o kısıtlayıcı yaşama karşı direnen muazzam bir gücü görmüştüm. Yıllar geçti... Ve bugün televizyonlarda, o çocukluk hafızamdaki güçlü kadınların hakları için köklü bir devrimi omuzladıklarını hayranlıkla izliyorum. Kitabının içeriği de aslında o topraklardaki bu büyük direncin ve ihtişamın binlerce yıllık geçmişini gözler önüne seriyor. Eser, bizi Libya'dan Pakistan'a uzanan devasa bir coğrafyada, tarihin ilk süper gücünün kalbine götürüyor. Bu imparatorluk sadece Persepolis'in benzersiz mimarisinden ve kurulan ordulardan ibaret değil; aynı zamanda kraliçelerin taht mücadeleleriyle, saray entrikalarıyla çalkalanan son derece dinamik insan hikayeleri barındırıyor. Kitabın en kıymetli yanı ise bugüne kadar hep Batı (Yunan) gözüyle, önyargılarla anlatılan bu tarihi, doğrudan İran yazıtlarından ve arkeolojik keşiflerden yola çıkarak gerçek bir "Pers Perspektifi" ile sunması. Bizler dünyaya hep Batı medyasının o tek taraflı, ezberci gözlüğüyle bakmaya zorlanıyoruz. Bize sürekli bağnazlıkla ve korkuyla örülü, kapkara bir İran resmi çiziliyor; ülke sadece o "korkunç ve soğuk" imajdan ibaretmiş gibi sunuluyor. Oysa bu sığ bakış açısı, o topraklarda her türlü baskıya ve zorluğa rağmen direnen gerçek insanların yaşam mücadelesini, o coğrafyanın zengin kültürel mirasını tamamen görünmez kılıyor. İran, bize sunulan o tek renkli, loş vitrinden çok daha fazlası. Onun arkasında, binlerce yıllık köklü bir geçmiş ve her şeye rağmen kendi renklerini, rüzgarını ve özgürlüğünü savunmaktan vazgeçmeyen o Çeşme'deki yelkenci kadınlar gibi ilham verici, devrimci bir ruh var. Eğer tarihe ve bugüne önyargılardan arınmış derinlikli bir gözle bakmak, o toprakların hem ihtişamlı geçmişini hem de insanının kalbini gerçekten anlamak istiyorsanız, bu kitap muhteşem bir keşif yolculuğu. Rüzgarları bol, renkleri özgür olsun.
PerslerLLoyd Llewellyn-Jones · Pinhan Yayınları · 20254 okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.