Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 05 Haziran 2026 22:15 Saraybosna Radyosu
Son zamanlarda çok satanlar listelerinde sıkça karşıma çıkan ve hakkında neredeyse hiç olumsuz yorum görmediğim bir kitapla karşı karşıyayız. Tijan Sila ile ilk kez bu kitap sayesinde tanıştım. Aslında Saraybosna Radyosu’nu geçtiğimiz bayramdan önce okumaya başlamıştım ancak bayram telaşı nedeniyle okumaya ara vermek zorunda kaldım. Memleket dönüşü kitaba yeniden döndüğümde ise bu kez çok daha odaklanmış bir şekilde satırların arasında kaybolabildim.
Yazar, kendi yaşam öyküsünden bir kesiti okurla paylaşıyor. Kitabın arka planında ise Bosna-Hersek’in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından başlayan ve tarihten de aşina olduğumuz Saraybosna Kuşatması yer alıyor. Bosnalı Sırpların Sırbistan tarafından desteklenmesiyle şehir yıllarca kuşatma altında kalmış ve insanlar son derece zor koşullarda yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakılmış.
Kitapta, yazarın çocukluk yıllarına dönüyor; savaşın gölgesinde büyüyen bir çocuğun dünyasına tanıklık ediyoruz. Açlıkla mücadele etmek, temel ihtiyaçlara ulaşamamak ve sürekli bir belirsizlik içinde yaşamak, zaten zor olan çocukluk dönemini daha da ağırlaştırıyor. Özellikle bir çocuğun savaşın ortasında kalmasının nasıl derin izler bırakabileceğini etkileyici bir şekilde hissettiriyor.
Öte yandan, yazarın ergenliğe adım attığı dönemde kendi bedenini ve çevresini keşfetme süreçleri de oldukça sansürsüz bir dille anlatılmış. Bu bölümler benim için kitabın en güçlü kısımları olmadı. Ancak Tijan’ın, arkadaşlarından farklı bir duruş sergilemesi ve kendi değerlerinden ödün vermemesi karakterine dair dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.
Ailesiyle birlikte Almanya’ya göç ettikten sonra yaşadıklarını kaleme alan yazar, savaşın ve göçün birey üzerinde bıraktığı izleri unutulmaya bırakmıyor. Saraybosna Radyosu, yalnızca bir savaş hikâyesi değil; çocukluk, aidiyet, kayıp ve hayatta kalma üzerine de düşündüren etkileyici bir anlatı sunuyor.