Aşk başka, hayat başkadır. Aşk kalabalık sevmez, hayat kalabalıktır. Aşk kendiliğindendir. İlişki ötekini, ötekine rağmen sevmektir. Sevgi sahiden emek ister.
En büyük açmazı ise kavuşulmayan aşk şarkı olur, şiir olur; kavuşulan aşkın reytingi azalır. İşte bu düşük reytingle devam eden eskimiş âşıklar, adına “ilişki" denilen esas hikâyeyi yaşamaya başlar. İnsanlar âşıkken evlendiklerinde bu irtifa kaybını ve aralarındaki ilişkinin şekil şemal değişimini evliliğin içinde yaşıyorlar.
Aşk bir ülke inşa etmeye benzetilebilir. Merkezinde genişlemek ve daha çok toprak sahibi olmak var. Şunu diyebiliriz: Nasıl ülkelerin sınırlara ihtiyacı varsa benzer şekilde âşıkların da sınırlara ihtiyacı vardır.
O sınırsızlık hâli, sonradan toprak savaşlarına dönüşebiliyor.
Çünkü aşk azalınca insan kendinin olanı istiyor.