Gülcan Özer

Gülcan Özer

Yazar
7.8/10
13 Kişi
·
39
Okunma
·
7
Beğeni
·
729
Gösterim
Adı:
Gülcan Özer
Tam adı:
Dr. Gülcan Özer
Unvan:
Türk Psikiyatrist, Yazar
1990 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1998 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden Psikiyatri uzmanlığını almıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda çalışmış, çeşitli klinik çalışmalara ve eğitimlere katılmıştır.
Nereye bakarsak, neyi ararsak onu görürüz.
Var olana odaklanırsak varlığı, olmayana odaklanırsak yokluğu, aslında hangisine bakmayı öğrenmişsek onu görürüz.
İnsanlar, genellikle bağlanma ve sevgi ihtiyaçları için bir ilişkiye başlarlar. Oysa narsist birinin aşkı hissetmesi söz konusu değildir. Başkalarına ihtiyaç duymalarının esas nedeni, derinden boşluğunu hissettikleri özsaygı ve özdeğerlerini duyumsayabilmek için başkalarının hayranlığına olan bağımlılıklarıdır.
Bir başka deyimle; içlerindeki büyük boşluğu başkalarından gelecek sevgi ve hayranlıkla doldurma çabasındadırlar
Çoğunuz garipseyecek, hatta saçma bulacaktır ama gerçek budur : Bugün hayattaysak ve varsak, anne babalarımız seviştiği içindir.
Depresif kişilerin çoğu ağır eleştirilerini çevreye değil kendilerine yönelttikleri için ağır suçluluk duyguları nedeniyle genellikle eli açık, vicdanlı, duyarlı insanlardır.
Uzlaşamadığımız alanlar olduğu konusunda uzlaşamaz isek, iletişim kuralım derken tepişir halde buluruz kendimizi, bir nevi kaş yaparken göz çıkarma halidir bu, bilen bilir, çoğumuzun yaşanmışlığı vardır.
Kadın olarak büyürken, bedenini tanımaktan bile kutsanan “namuslu” davranışlar göstermemiz beklenir. Az gülmek, düzgün oturmak, görece tehlikeli oyunlar oynamamak, genital bölgemizi ellememek, istediğimizi giyememek, mastürbasyon yapmamak, “erkek” işlerine girişmemek, ağabey/baba ne diyorsa onu yapmak, erkeklere kanmamak, cinselliğe dair şeyleri merak etmemek, “Zamanı gelince öğrenir/yaşarsın” cümleleriyle avunmak, “aşk” a inandırılmak, kadınlığı/anneliği kutsamak, komşu, okul ve toplum gözünde “hafifmeşrep” olmamak....Mümkün olduğunca bedenen ve ruhen bakir kalmak gibi ağır bir çerçeve içinde kadın olmayı becermek....
Terapi İstanbul Psikiyatri Merkezinden Dr.Gülcan Özer ve her biri alanında uzman çalışma arkadaşlarıyla hazırladığı ; telkin nitelikli, bilgi ve danışma içerikli, öğretirken keyif de veren bir çalışmayla bizi bize anlatmayı başarmış.

İnsan halleri bunlar
Nereden başlar dersiniz?

Hayatın geriye doğru okunduğunu
düşünen yazarımız , konuyu çocukluktan ele alarak Huy/Karekter/Kişilik ayrımına da değinerek kişiliğimizin izini sürüyor ve ileri doğru yaşanır dediği hayatı ,yaşlılığa kadar getiriyor. Peki ya konu insan halleri olurda içinde cinsellik olmaz mı?

“İnsan” diye başladığımız her cümle , aslında içinde evrenselliği barındırır. Fakat insanın yaşadığı toplumun, kültürün, inanç şekillerinin, kişilik oluşumunda ve özellikle cinsel kimliğimizi elde ederken öğretilenlerin ,cinselliğe bakışımızı da etkilemesi yadsınamaz bir gerçektir.
Kadın ve erkek olmayı öğrendiğimiz ergenlik döneminde dayatılan gerçek dışı algıların ,cinsel yaşamımızı ve hayatımızı çıkmaza sokarak ,çekilmez bir hale getiren ,fiziki bir soruna dayanmaksızın, psikolojik kökenli olarak oluşan (vajinismus, sertleşme bozukluğu, erken boşalma, isteksizlik, orgazm bozukluğu vb) problemlere değinen yazar ,konuya derinlemesine değil ,fakat bilgilendirici ve yol gösterici yaklaşmış.
Cinselliği devrimci bir alana yerleştirerekse ,kişinin hayatını etkileyen bu durumu değişime ve yeniliğe açık hale getirmiştir.

Çocukluk , ergenlik dedik ; her şey bitti mi dersiniz?
Oysa biz yeni başlıyorduk yaşlılıkla.

Günümüzde uzayan ömürle beraber artık yaşlılık algısı da değişime uğradı ve kendi içinde genç yaşlı, orta yaşlı ve ileri yaşlı olmak üzere bölümlere ayrıldı. Artık 62 yaş genç yaşlı sınıfına girmekte . Bir şeyleri yeni baştan öğrendiğimiz belki birazda çocuklarımızla yer değiştirdiğimiz bir dönem. Hayatın ve yaşın getirisiyle beraber yaşanan depresif ruh halleri, kazanılan ve kaybedilen değerler, emeklilik, olgunluk ve yeni baştan başlayan keşifler(teknoloji), cinsellik, büyük anne ve büyük baba olmanın yaşattığı torun sevgisi, sağlık sorunları vb bir çok konuda kısa ama bizlere telkin veren , sorunlara yaklaşım şeklimizi etkileyecek şekilde kullandığı umut dolu diliyle, bizlere değişimi ve hayat boyu gelişimi vurgulayan bir kitap.

Son olarak ; kişilik oluşumunda yaşanılan sorunlar nedeniyle görülen bazı kişilik bozukluklarına da değinen yazarın, anlatım tekniğini , çözüm önerilerini ve yapılan hataları vurgulamadaki sade üslubunu oldukça başarılı bulduğumu belirtmek isterim.

Hayat ,sonunu bilerek yaşadığımız bir yolculuk deriz hep...Yol boyu yaşadığımız hallerdir bizi biz yapan.
İnsan halleri denmiş bunlara
Sonu ölümle biten bir koca serüven...
Özet olarak; insan her şeyden önce kendi özüne varmalı. Öncelikle kendini tanımalı. Kendini tanıdıktan sonra aşk, evlilik ve çocuk olaylarına girmeli.
Yaşadığımız toplum dolayısıyla çok ağır kültürel yükler taşıyoruz. Pek çoğumuz kendini tanımadan yaşayıp gidiyoruz. Kendimizi yeterince tanımadığımız için de hem kendimize hem de çevremize hayatı zehir edebiliyoruz.
Daha iyi bir hayat için yapılması gereken kendi özümüzü tanımakta ve kendimize sahip çıkmakta.
Yaklaşık 190 sayfalık kitap bir hafta sonunda bitirilebilecek kıvamda. Dili oldukça akıcı, okuması oldukça hızlı. Ancak yazarın oldukça sık "ve fakat" kullanması ciddi anlamda beni rahatsız etti.
"insana iyi gelen aydınlık bir ömür... " temennisi ile bitirilen bir kitap; insana hiç iyi gelmez mi

Keyifle, altını çize çize okudum..

Kendi ile geçinmeye gönlü olan herkese tavsiye ederim :)
Kitap ,hayatı 5 bölümde ele alıp , hayati ipuçları vermiş bizlere .Olayların seyrinde ve çözüm önerilerinde oldukça net olması ,okumayı kolaylaştırdığı gibi çözüm önerilerinde de uygulanabilirliğini arttırmış .
Keyifle okuduğum ve bundan sonra başucu kitabımdır diyebileceğim kitaplardan biri oldu . Zaman zaman sayfalarını yeniden karıştıracağımdan eminim .
Açıkçası öyle tanımlayıcı içeriğine dair detaylı bir inceleme istemeyen bir kitap. Kitabın başlığı, tanıtım bülteni kitap hakkında gerekli incelemeyi yapmış. Sevgili Gülcan Özer hanımefendiye okuyucusuna samimi sohbeti için teşekkür etmek gerek.. severek okudum merakla dinledim arada bir şaşırdım arada bir 'Evet be Gülcan abla ne güzel dedin' dediğimde oldu çayınıza eşlik edecek kavramlar, olgular, durumlar üzerine sohbetli bir kitap. Keyifli okumalar dilerim :)
Dr. Gülcan Özer’in bu kitabını okumanızı tavsiye ederim. Yalın anlatımı ve hayatın tüm aşamalarını doğru tespitleri irdelemesiyle elimden bırakamamış, bir günde içime çekmiştim bu kitabı.
"MALUM, HAYAT GERİYE DOĞRU OKUNUR, İLERİYE DOĞRU YAŞANIR..."


Kitapta insanın doğumundan yaşlılık dönemine kadar tüm geçiş evrelerinin sorunları,çözümleri,ebeveynlerin yapması gerekenler terapi şeklinde anlatılıyor.
Sıcacık bir sohbetin içinde buldum kendimi... Bamteline dokunan cümleler, sakin sohbet havası... Yıllarca psikoterapi odasından edinilmiş tecrübelerin yaşanmışlıkların damıtılmış cümleleri... Okuyun okutturun efendim
Psikiyatrist Dr. Gülcan Özer 'in ikili ilişkiler üzerine yazdığı bu ilk kitabı evlilik, ebeveynlik,sağlıklı birer birey olma üzerine küçük küçük bolumlerden oluşuyor. Okuyani yormayan,terminoloji ve jargon kullanımından uzak bir dil ile yazılmış olmasi kitabın kolaylikla okunmasını sağlıyor. Gundelik hayattan pek çok örnek içermesi de yazilanlarin gercekciligini ve onerilerin uygulanabilirligini artırmış.
Bazı yazarları okurken bu kişilerin konu hakkında tüm bildiklerini en iyi şekilde ilgili kişilere aktarmaya çalıştıklarını görürsünüz. Sosyal bilimlerde istatistik alanında Howell böyledir. Yalom, psikoloji alanında bu şekildedir. Pines, ilişkiler üzerine yazdığı kitaplarda böyle davranır. Yani bu kişilerle iletişime geçmek ihtiyacı duymazsınız. Onların okuru olmakla, vermek istedikleri her şeye ulaştığınızı bilirsiniz. Ancak Özer bu kitabında bu hissi uyandırmıyor. Sanki en derinlemesine bu konular anlaşılsın diye yazmış değil de sadece bu konulara hakim birisi olduğu bilinsin, gerekirse insanlar ilişki terapisi için kendisine başvursun diye yazılmış diye düşündürüyor. https://www.youtube.com/watch?v=6Hi9UW76zOU adresindeki TEDx konuşmasının ötesinde pek bir bilgi aktarmıyor. Yani esasen 20 dakikalık bir konuşma ile temel noktaları eksiksiz verilebilecek, yüzeysel bir broşürü gibi düşünülebilir. Konu, veya aktarılan bilgiler yüzeysel demiyorum dikkat edin lütfen. Sadece yazar aktarabileceği tüm bilgiyi aktarmıyor diyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gülcan Özer
Tam adı:
Dr. Gülcan Özer
Unvan:
Türk Psikiyatrist, Yazar
1990 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1998 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden Psikiyatri uzmanlığını almıştır. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda çalışmış, çeşitli klinik çalışmalara ve eğitimlere katılmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 39 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.