Puan vermedi·424 syf.··
2026 4070. kitabı
Serinin üçüncü kitabı olan Ölü Topraklar, önceki kitapların bıraktığı yerden hız kesmeden devam ediyor. İkinci kitabın sonu öyle bir yerde bitmişti ki elimde olmadan üçüncü kitaba hemen başladım. Çünkü hem Warwick hakkında öğrendiğimiz şeyler hem de Brexley'in kaçırılması insanı ciddi anlamda merakta bırakıyordu. Tabii ki gelenek bozulmuyor ve Brexley'i yine kaçırılmış halde buluyoruz. Bu noktada artık kızın başına gelenleri saymayı bıraktım desem yeridir. Bu kez onu kaçıran kişi hiç tanımadığı amcası oluyor ve kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Brexley'in geçmişi, kökeni ve sahip olduğu güçlerle ilgili daha fazla bilgi edinmeye başladığımız için hikâyenin gizem kısmı oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle Brexley'in gücüne dair ortaya çıkan detaylar serinin en merak ettiğim taraflarından biri oldu. Ancak kitapta beni zorlayan bazı noktalar da vardı. İlk iki kitaba göre olayların ilerleyişi biraz daha yavaş hissettirdi. Fantastik dünya hâlâ çok ilgi çekici, savaşlar, kaçışlar ve mücadeleler oldukça heyecanlıydı ama bazı bölümlerde aynı döngüyü tekrar tekrar okuyormuşum hissine kapıldım. Üç kitaptır Brexley kaçırılıyor, kurtarılıyor, yeniden kaçırılıyor derken olay örgüsü kendini tekrar etmeye başladı. Romantik kısım ise benim için hâlâ serinin en problemli tarafı. Warwick ve Brexley arasındaki bağı ilk kitaplardan beri seviyorum. Aralarındaki çekim, geçmişleri ve birbirlerine karşı hissettikleri şeyler oldukça etkileyiciydi. Fakat yazarın bu özel bağı sürekli başka kişilerle kurulan farklı bağlarla gölgelemesi, Warwick ve Brexley arasındaki ilişkinin etkisini azaltmış. Onlara özel olduğunu düşündüğüm şeylerin zamanla sıradanlaşması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Özellikle bazı romantik sahnelerde gözlerimi devire devire okudum diyebilirim. Bir noktadan sonra "Yemişim aşkınızı!" deyip romantik kısımları hızlıca geçerek aksiyona geri dönmek istedim. Neyse ki aksiyon sahneleri kitabı ayakta tutuyor. Savaşlar, dövüşler, kaçış planları ve karakterlerin hayatta kalma mücadeleleri gerçekten sürükleyiciydi. Sayfaları çevirmemin en büyük sebebi de buydu. Hatta romantik bölümler olmasa seriyi çok daha fazla sevebilirdim diye düşündüm. Bir diğer eksik bulduğum nokta ise yan karakterler oldu. Seride oldukça ilginç karakterler var ama çoğu yeterince işlenemeden geri planda kalıyor. Buna rağmen onları okumak yine de keyifliydi. Keşke biraz daha fazla sayfa ayrılmış olsaydı. Kitabın finali yine tam Stacey Marie Brown'dan beklenecek şekilde, insanı bir sonraki kitaba yönlendirecek kadar heyecanlı bir yerde bitiyor. Ama bu kez ilk iki kitapta hissettiğim o "hemen devam etmeliyim" duygusunu çok güçlü yaşamadım. Çünkü seriyi ne kadar sevsem de aynı olayların farklı versiyonlarını okuyormuşum hissi giderek artıyor. Genel olarak Ölü Topraklar, aksiyon ve fantastik dünya açısından hâlâ oldukça güçlü bir kitap. Brexley'in gücüne dair öğrendiklerimiz hikâyeyi ilginç kılıyor ve savaş sahneleri büyük bir heyecanla okutuyor. Ancak tekrar eden olaylar ve beni sürekli sinirlendiren romantik kısım nedeniyle serinin ilk kitapları kadar etkilenemedim. Devam kitabını okuyup okumayacağım konusunda kararsızım ama yine de finalde bıraktığı merak duygusu yüzünden bir gün kendimi dördüncü kitabı okurken bulursam hiç şaşırmam.
Ölü TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 202575 okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.