Selam arkadaşlar,
Bugünkü kitabımızın anlatıcısı küçük bir papatya olan Sim. Sim, diğer papatyalara göre daha kısa boylu olduğu için güneşi yeterince göremediğini ve hissedemediğini düşünüyor. Sürekli gölgelerin arasında kalmaktan bunalan minik papatyamız, bir gün bununla yaşamak istemediğini fark ediyor ve düşüncelerini diğer küçük papatyalarla paylaşıyor. İşte her şey de burada başlıyor. Sim’in içinde giderek büyüyen bir değişim ve büyüme arzusu filizleniyor. Güneşe ulaşabilmek için büyük bir çabanın ve mücadelenin içine giriyor. Çevresindeki papatyalar ona bunun mümkün olmadığını, başaramayacağını söyleseler de Sim hayalinden vazgeçmiyor. Tüm engellere rağmen hedefine ulaşmak için kararlılıkla mücadele etmeye devam ediyor.
Peki Sim gerçekten hayalini gerçekleştirebilecek mi? Bu yolculuk ona neler öğretecek? İşte kitabın geri kalanında bu soruların cevaplarını okuyoruz.
Bu kitapta en çok Sim’in vazgeçmeyen tarafını sevdim. Çevresindeki papatyalar ona sürekli yapamayacağını söylese de o hedefinden bir an olsun vazgeçmedi ve istediği şeye ulaşmak için mücadele etmeye devam etti. Sim bana göre sadece bir papatya değildi. Onun yolculuğunu okurken, hayalleri uğruna emek veren ve karşısına çıkan tüm olumsuzluklara rağmen yoluna devam eden insanları düşündüm. Bu yüzden Sim’in aslında bir metafor olarak kullanıldığını düşünüyorum.
Kısa bir kitap olmasına rağmen hırs, tutku, kararlılık ve bir hedef uğruna gösterilen çaba üzerine güzel mesajlar veren, keyifle okuduğum bir kitap oldu.