Gönderi

Toplumun ve Raskolnikov'un Vicdanı...
10/10
·704 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:51
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Saint Petersburglular, sevgili Sibiryalılar, sevgili Romalılar... ...Temmuz başlarında çok sıcak bir gün, akşama doğru, genç bir adam “S...…” Sokağı’ndaki bir pansiyonda kiraladığı küçük odasından çıktı ve ağır, kararsız adımlarla “K…” Köprüsü’ne yöneldi... Roman, böyle bir cümle ile başlıyor. Dünya klasiği denince akla gelen ilk eserlerden biri olan Suç ve Ceza ile ilgili inceleme yazıma başlamadan önce spoiler konusunda uyarmak istiyorum. Bu eser bir başyapıt; sadece benim tarafımdan değil, dünya genelinde okur ve eleştirmenler tarafından da bir başyapıt olarak kabul görülmektedir. Sıradan bir insanın bile iç dünyasını okura aktarma konusunda mahir, ehil ve muktedir bir edebiyatçı olan Dostoyevski'nin ustalık dönemi eserleri arasında yer alan Suç ve Ceza; Saint Petersburg’da yaşayan fakir, hastalıklı hukuk öğrencisi Raskolnikov’un işlediği çifte cinayeti konu alıyor. Raskolnikov, okur ile birlikte kitap boyunca kendi ahlak, vicdan ve adalet anlayışını sorguluyor. Raskolnikov'un hastalığı ile alakalı bende bir ikilem olan soruyu sormak istiyorum; Raskolnikov işlediği cinayet yüzünden mi hastalandı yoksa hastalandığı için mi cinayeti işledi? Dostoyevski, kitabın başından itibaren Raskolnikov ile birlikte okuyucuyu tefeci Alyona İvanovna'dan tiksindiriyor ve Raskolnikov'un bu tefeci kadını öldürme planlarını öbek öbek işliyor. Tefeci kafın cinayeti işlendikten sonra beklenmedik bir şekilde tefeci kadının masum üvey kız kardeşi Lizaveta içeri giriyor ve Raskolnikov ardında tanık bırakmamak için onu da öldürmek zorunda kalıyor. İkinci cinayetin ardından Raskolnikov'un ruhsal ve ahlaki değişimi başlıyor. Dostoyevski'nin; çelişkiler, gelgitlerle dolu bir kötü, bir iyi, bir siyah, bir beyaz olan gri karakterimiz Raskolnikov gibi hastalıklı, buhranlı, deli saçması bir karakterin bu hastalığını çok iyi aktarabilmesinin nedeni, Dostoyevski'nin babasının bir uşak tarafından öldürülmesi ve Dostoyevski'nin bu trajik yıkımın izlerini ömrünün sonuna kadar taşımasıdır. Raskolnikov'un kendi vicdanını yargılaması ile Dostoyevski'nin bu cinayeti engelleyememesinin vicdanı yargılaması aynıdır. Ki bunun çok daha iyi yansımasının izleri, son eseri olan Karamazov Kardeşler'de çok daha belirgindir. Önemli ve üstün insanların; insanlığı ilgilendiren büyük iyilikler için ahlaki kuralları yıkabileceği şiarı ile cinayet motivasyonunu bulan Raskolnikov, rol model olarak da Napolyon'u alıyor. Etik olup olmadığı roman boyunca tartışılan bu yol için kişisel çıkardan ziyade duygusal patlamalar sonucunda cinayeti işliyor. Ne var ki, cinayetten hemen sonra teorisi çürüyor (Sonya'ya cinayeti anlattığı esnada) ve korkunç bir vicdan azabı yaşamaya başlıyor. Bu eserin evrenselliğini uzun uzun anlatmaktansa, romandaki ilginç karakterlerden biri olan Svidrigaylov'a değinmek yeterli olur. Svidrigaylov; istediğini elde etmek için duygusal manipülasyondan, para, tehdit, şantaj, iftira, yalan ve hatta cinayete bile başvuracak kadar her yolun mübah olduğuna inanan biri. Roman'ın kasvetli havasında boğulduğumuz anlarda; ortama gerilim ve heyecan katarak girmesi ile okuyucuya nefes aldırıyor. Ş....sizin önde gideni bu yaşlı zampara, "Sorarlarsa Amerika'ya gitti dersin." sözü ile hatırlayacağız. İyi okumalar diliyorum.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.