·160 syf.····Okunma: 12 Mart 2026 22:52 Albert Camus zaten en sevdiğim yazarlardan biri olduğu için bu kitaba büyük bir merakla başladım. Açıkçası okurken bazı yerlerde durup tekrar okumak zorunda kaldım çünkü anlatılan düşünceler oldukça yoğundu. Ama buna rağmen kitap boyunca altını çizmek istediğim o kadar çok yer oldu ki...
Sisifos Söyleni bir roman değil; insanın yaşamı, ölümü, anlam arayışını ve varoluşunu sorguladığı felsefi bir yolculuk gibi. Camus burada hayatın anlamını sorgularken insanın karşısına çıkan en temel sorulardan birini ele alıyor: "Yaşam gerçekten yaşamaya değer mi?"
Kitap boyunca Camus'nün absürd kavramını açıklayışını çok etkileyici buldum. İnsan sürekli bir anlam arıyor ama evren bu arayışa cevap vermiyor. İşte absürd dediği şey de tam olarak bu çatışma. İlk bakışta karamsar gibi görünse de kitap ilerledikçe aslında pes etmeyi değil, tüm anlamsızlığa rağmen yaşamayı seçmeyi savunduğunu görüyorsunuz.
Bazı bölümlerde anlatılan düşünceleri sindirmek için okumaya ara verdiğim oldu. Çünkü bu kitap sadece okunmuyor, üzerine düşünmeyi de gerektiriyor. Özellikle bazı cümleler vardı ki bitirdikten sonra bile aklımdan çıkmadı.
Ve sanırım beni en çok etkileyen şey kitabın sonunda Sisifos'a bakış açımın değişmesi oldu. Sürekli aynı kayayı dağın tepesine taşımak zorunda olan bir karakterin hikâyesi, bir anda insanın kendi hayatına dönüşüyor. Hepimizin bazen tekrar tekrar aynı mücadeleleri verdiğini fark ediyorsunuz.
Bence Sisifos Söyleni herkese hitap eden kolay bir kitap değil. Ama hayatı, insanı ve varoluşu sorgulamayı sevenler için gerçekten unutulmayacak bir okuma deneyimi.