Puan vermedi·120 syf.··Beğendi
· 1929’da patlak veren ve Wall Street’in o meşhur “Kara Perşembe” çöküşüyle hisse senetlerinin tepe taklak olduğu dönem, malumunuz tüm 1930’lar boyunca sürecek olan Büyük Buhran’ın fitilini ateşledi; ama bu süreci sadece rakamlardan ibaret ekonomik bir çöküş olarak okumak o dönem feda edilen insanlığı görmezden gelmek olur. Gelir dağılımındaki devasa eşitsizlikler, çiftçilerin gırtlağına kadar batmış borçları ve kontrolsüz kredi kullanımı... Sonuç? Geleceğe dair umudunu tamamen yitirmiş, çorba kuyruklarında bekleyen, hayatta kalmak için göç eden çaresiz milyonlar.
İşte Atları da Vururlar bizi tam olarak bu çaresizliğin ortasına bırakıyor. İnsanlar bir kap sıcak yemek, bir temiz kıyafet uğruna günler, hatta haftalar süren o vahşi dans maratonlarının ortasında buluyorlar kendilerini. Büyük bir ödül kazanacakları illüzyonuyla aldatılan, durmaksızın dans eden insanlar...
Bugünden geriye dönüp baktığımızda bu dans oyunları aslında muazzam bir kitle kültürü ve dönem eleştirisi. Hani şu televizyonlarda izlenilen “Biri Bizi Gözetliyor”lar, “Survivor”lar, …Şefler…İşte onların atası bu maratonlar. Hatta yazar Horace McCoy bugün yaşıyor olsaydı ve bu dönemi yazsaydı eminim sosyal medyanın insanı nasıl bir “gösteri nesnesine” dönüştürdüğünü de bu konsepte müthiş bir şekilde uyarlardı. Hızlı tüketim, derin bir çaresizlik, mutsuzluk ve ne yapacağını bilememe hali…
Kısacık bir metin bu. İçinde hiç öyle edebi süsler, büyük sanatsal oyunlar yok; ama anlatımının o vurucu sadeliği ve ne yazık ki bugünün dünyasına bile çok tanıdık gelmesi, kitabı hâlâ bir kült eser olarak ayakta tutuyor. Ben çok etkilenerek okudum, kitap dostlarıma da canıgönülden tavsiye ederim.
Emirhan Burak Aydın çevirisi ile @tersinekitap 🩵
#atlarıdavururlar #horacemccoy #büyükbuhran #tersinekitap #tavsiyekitap