Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 07 Haziran 2026 14:16 Huzursuzluk bence insanın ruhuna yavaşça dokunan kitaplardan biri. Okurken sürekli bir hüzün hissi vardı ama bu sadece karakterlerin yaşadıklarıyla ilgili değildi; insanların birbirine karşı gittikçe daha duyarsız hâle gelmesiyle de ilgiliydi. Kitap bittikten sonra bile o atmosfer insanın üstünden hemen gitmiyor.
Zülfü Livaneli yine çok sade ama etkili bir dil kullanmış. Abartılı anlatımlar olmadan bile insanın içini acıtabiliyor. Özellikle bazı cümleler vardı ki uzun süre düşündürdü. Çünkü kitap aslında tek bir kişinin hikâyesini anlatmıyor; savaşın, ayrımcılığın ve sevgisizliğin insanların hayatında nasıl derin yaralar açtığını anlatıyor.
Meleknaz karakteri de bence kitabın en dokunaklı taraflarından biriydi. Onun yaşadıkları sadece bireysel bir acı değil, birçok kadının sessizce taşıdığı yükleri temsil ediyor gibiydi. Güçlü görünmesine rağmen içinde çok büyük kırgınlıklar taşıyan bir karakterdi. Okurken bazı yerlerde ona sadece üzülmedim, aynı zamanda insanların bir insanın hayatını nasıl yavaş yavaş karartabildiğini düşündüm.
Kitapta en sevdiğim şeylerden biri de kimsenin tamamen suçsuz ya da tamamen kötü gösterilmemesiydi. Herkes biraz yaralıydı. Bu yüzden karakterler kurgu gibi değil de gerçek hayattan biri gibi hissettirdi.
Bence kitabın adı çok anlamlı. Çünkü huzursuzluk sadece savaşta ya da kötülükte değil; bazen insanın vicdanında, bazen sustuğu şeylerde, bazen de görmezden geldiklerinde başlıyor. Bu kitap da tam olarak bunu hissettiriyor.