Gönderi

8/10
·544 syf.··
2026 24. kitabı
"*Ülkenin adı ne? *Türkiye. Herkesin aşık olduğu ama kimsenin fethetmeye cesaret edemediği topraklardan geliyorum. *Ülken olmak isterdim. Ayrıldığında delicesine özlediğin, kavuşmak için gün saydığın ülken olmak isterdim." Ne güzel satırlardı bunlar Maral ya, kalemine sağlık... Bu serinin 2. kitabını da severek okuduğumu söyleyebilirim. Bu kitapla evren iyice sarıp sarmaladı beni.. Karakterlere alıştım. Hikayeyi benimsedim. Elzem'i daha iyi anladım. Diğer kızları anlamaya çalıştım. Doğa ve Asil favorilerimden zaten.. Mara cinsin teki, ne zaman konuşsa o kızın kafasını duvara sürtmek istiyorum. Ama ama hiçbiri Itır kadar nefretlik değil. Elzem'in annesinin genleri halt etmiş. Bu kızın dna'sına kesinlikle iblis anası işlemiş. Başka hiçbir açıklaması olamaz. O kıza en normal gününde bile tahammül edemiyorum. Onunki klan özelliği falan değil, o kız tam bir şımarık velet.. Arada bir canı isteyince ablasını korumakla olmaz kardeşlik.. Yazık ki Elzem hayatını bu kıza adamış. Çok üzüldüm onun adına.. Sayfalarca Itır'a nefret kusabilirim o yüzden.. Itır nefretliği dışında genel olarak iyiydi. İlk kitaptaki pusula ve Elzem'in arasındaki bağı çok beğenmiştim. Her şey burada kalmadı tabi ki.. Bir de işin ucu Afra ve Elzem arasındaki olaya bağlandı. O yüzden ortalık fena karışık.. Savcı meselesi desen, beklediğim gibi çıktı. Meliz'in yardım aldığı kişi oymuş. Ve Elzem'in bunu öğrendiği sahne.. Off, çok fenaydı ya.. Okumaktan çok zevk aldığım bir çift olur kendileri.. Daha çok sahneleri olmasını çok isterdim. Elzem sonlara doğru onunla daha çok yakınlaştıklarından, onunla sık sık bir araya gelip sohbet ettiklerinden, büyü çalıştıklarından bahsediyordu. O sahneleri bu şekilde onun ağzından dinlemeyi değil de direkt okumak isterdim. Zaten iki farklı ırkta oluşları yetmiyormuş gibi bir de bu olanlardan sonra bir sonraki kitapta lovers to enemies'e dönüşecek gibiler. Pek bir severizzz :) Anladığınız üzere sevdim kitabı.. Yoğun çalıştığım bir dönemde her boşlukta elimdeydi. Sadece bazı ifadeler çok tekrara düşüyordu. O da ister istemez kulağımı tırmaladı. Mesela "kahrolası" kelimesinin bu kadar çok kullanıldığı başka bir kitap okumadım sanırım.. kahrolası kadın, kahrolası yaratık, kahrolası beden... bitmek bilmedi. Bu kitaplar edisyondan geçmiyor mu hiç anlamıyorum. Geçiyorsa da kimse söylemiyor mu? Bunlar olmasa 4.5 kesin verirdim. O yüzden de şimdilik 4'te kaldı benim için.. Son olarak da aklıma Savcı'nın son sahnesi geldi dee, okurken inanılmaz zevk aldım. Özellikle belirtmek isterim ki çok havalıydııı.. O gazla bir de Efsun'u duvara çalsaydı on numara olacaktı benim için.. Herkese iyi okumalar :)
Medusa’nın Ölü Kumları 2Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20241,434 okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.