Sonunda ben de bu seriye başlamış bulunuyorum. Şöyle bir düşündüm de oldukça farklı bir kurguydu. Bazı kısımlarda sıkılsamda çoğunlukla zevk alarak okudum. Açıkçası uzun zamandır Türk bir yazardan fantastik bir kurgu deneme arayışındaydım. Daha önce HGOİ serisini duymuştum ama muhtemelen okuma geçmişim ve yaşım nedeniyle bana pek zevk vermemişti, fazla ergence gelmişti o seri. O yüzden de vazgeçmiştim bu tarz denemelerden. Ama birkaç paylaşım görmemle Medusa'nın Ölü Kumları'na olan merakım resmen bir anda hortladı.
Öncelikle Maral oldukça başarılı ve yaratıcı bir evren kurmuş. 4 kız ve hepsinin farklı ırka mensup olması oldukça başarılı. Kurguyu, evreni ve karakterleri genişletmiş oluyor böylece.. Sadece ana kurguya, olaya geçişimiz çok geç oldu bence.. İlk kısımların biraz edisyona ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen geniş bir evren kurma düşüncesi ve her şeyi ayrıntılı göstererek sağlam temellere otursun amacıyla böyle yapmıştı ama günümüz ve dünyamızda geçen kısımlar oldukça sıkıcıydı. Allah'tan kitap bırakma huyum yoktur da direndim resmen..
Ancak her şey Araf'a geçişleriyle değişti. Ortam tasvirleri o kadar iyiydi ki her gittikleri yer; orman, Akademi vs. hepsi gözümde canlandı. O anlamda anlatımı çok beğendim. Beni kitaba karşı en çok irrite eden şey karakterlerin belli özelliklerinin aşırı uçlarda oluşuydu. Elzem sürekli ben şöyleyim, şöyle yaparım, yok düşmem bık bık bık kibri kaf dağındaydı. Itır desen o kadar gıcık, o kadar saçma sapan hareketleri vardı ki tahammül etmekte güçlük çektim. Doğa desen Allahımm bu kızın korkaklığı, Elzem'in eteğinden ayrılmıyor oluşu, Mara'ya gelirsek o bilmiş halleri falan tam dayaklıktı. Okudukça evett, bir şeyler yerine oturuyor, bu hareketlerinin ırklarının belirgin özelliklerinden geldiğini falan fark ediyoruz ama