OTUZ MİLYON KELİME
Bir çocuğun sahip olduğunu öğrenme yeteneği hayatının ilk yıllarında duyduğu dille ilgili miydi? Çocuklarımızın konuşmasında ve ilerleyen yaşamlarında en belirleyici faktör biziz. Otuz Milyon Kelime fazlasıyla detaylıca okuduğum bir çok yerin altını çizdiğim notlar aldığım bir kitap oldu. Tabi ki bu kadar detaylı anlatamam ama kısaca bir şeylerden bahsetmek istiyorum. Doğduğun ev kaderindir. Bu dünyaya hepimiz bir şekilde geliyoruz fakat hepimiz aynı koşullara ve imkanlara sahip değiliz. Ebeveynlerimizin bizlere sunduğu maddi ve özellikle manevi destek bizim şimdiki yaşamımızla birlikte gelecekte de neler yapabileceğimize dair bir belirleyicidir. 0-3 yaşın çocuğun gelişiminde ne kadar önemli bir yeri olduğunu bu kitap bize örneklerle birlikte sunmakta. Erken yaşta dil ortamı geniş olan sürekli desteklenen bir çocukla dil ortamı kötü olan ve sürekli başkalarıyla kıyaslanan eleştirilen bir çocuğun ilerleyen yaşamlarında aynı koşullara sahip olmayacağını hepimiz biliyoruz. Her aile çocuklarının en iyi şekilde yetişmesini ve öğrenmelerini ister. Irk cinsiyet sosyoekonomik koşullar ne olursa olsun bunlar dil kadar öğrenme de belirleyici bir faktör değildir fakat kültürel farklılıklar insanların yaşam koşulları kendi beklentileri ve yapamadıkları sebebiyle çocukların üzerinde bıraktıkları etkiler aileden aileye değişim göstermekte. Dil eğitiminde farklılık yaratan şeyler çocuğun duyduğu kelime sayısı ve bunun nasıl söylendiği ailenin birbiriyle olan iletişimleri belirleyici faktörler arasında yer alıyor. Çocuklarımızda günlük hayatı sürdürme dışında konuşmalar yapmak oyunlar oynamak ve bu oyunlarda sohbet etmek gerekir. Çocuğun sorduğu her soruya cevap vermeye çalışın. Her çocuk her kişi her konuda iyi değildir ama her konuda azda olsa bir şeyler öğrenme kapasitesine sahiptir. Herkesin ilgi alanları ve öğrenme kapasiteleri birbirinden farklıdır ebeveynler destekleyici konuşmalarla çocuklarla kurdukları iletişimlerle bu potansiyelleri ortaya çıkarmalı onlara çıkan sorunlar karşısında pes etmemeleri gerektiğini mücadeleyi öğretmelidir. Çocuğunuzla konuşmak karşılıklı yapmak ve kavramak çocuğun ilgilisini çekmenize yardımcı olur öncekle çocuğunuz nelere ilgi duyuyor nelerle oynamakta hoşlanıyor yada o an için dikkati neyin üzerinde bilmek lazım sonrasında bununla ilgili konuşabilir bir şeyler söyleyebilir onu bu konuşmanın içine dahil edebilir ama bu konuşmayı yönetenin o olmasına dikkat ederek devam edebilirsiniz yada oynadığı oyuna dahil olarak onun başlattığı ve bitirdiği bir oyun kurabilirsiniz. Birlikte kitap okuyabilir yada günlük hayatınızda gördüğünüz her şeyi çocuğuda hikayenin içine ve anlatımına katacak şekilde hikayeler oluşturabilirsiniz hem beyin hem dil gelişimi için önemli farklar yaratır.
Çocuğa direktif vermek yapma ye iç giy gibi şeyler söylemek konuşma başlatmaz yada cevap vermesini gerektirmez bu yüzden beyin gelişimi için bir etkisi yoktur. Bu yüzden çocuğa nedensel düşünmeyi aşılamak lazım bunu yaparsan bu olur yaptığı her şeyi nedenleriyle açıklayarak niye yapmasını gerektiğini öğretmek lazım. Bu zamanla eleştirel düşünmeyi geliştirir. En önemli faktörlerden biri de çocuğumuza elektronik aletleri kısıtlamak gerektiği teknoloji çağında yaşıyoruz bunu tamamen ortadan kaldırmak imkansız ama ekran yerine oyun vererek onunla oyun kurarak teknolojiyi kısıtlandırmalıyız. Beyin geliştirilen bir varlıktır bunu kabullenmek gerekir. Çocuklarımızın beynini biz şekillendiririz konuşmalarımız onlarla iletişimlerimiz oynadığımız oyunlar yaptığımız şeyler günlük hayatımızda kendi yaptıklarımız diğer insanlarla etkileşim ve ilişkilerimiz çocuğumuzun ilerde olabileceği kişiyi ve potansiyelini belirler bu yüzden buna göre davranmak gerekir. Çocuklarımız bizlerin eseridir. Gelecek bizlere emanettir. İyi bir nesil yetiştirmek için iyi birer ebeveyn olmamız gerekir. Biz nasılsak çocuklarımız da ilerleyen yaşamlarında üç aşa beş yukarı böyle olacaktır.