Nigâhdar'ı çok severek okuduğum için Gülün Açtığı Gece'ye de büyük bir merakla başladım.
Başak Sayan'ın kaleminin en sevdiğim yanı, tasavvufu, felsefeyi ve insanın içsel yolculuğunu hikâyenin içine doğal bir şekilde yerleştirebilmesi.
Bu kitap da benim için bir romandan çok içsel bir yolculuk gibiydi.
Okurken hakikat, teslimiyet, ölüm ve varoluş üzerine düşündüren birçok cümlenin altını çizdim. Bazı bölümlerde fazla detay ve tekrar hissi nedeniyle akıcılığın yavaşladığını düşündüğüm anlar olsa da, kitabın tasavvufla kurduğu güçlü bağ ve insanı kendi içine döndürme hali benim için oldukça kıymetliydi.
Kolay tüketilen bir kitap değil; sindire sindire okunmak istiyor.
Doğru zamanda okunduğunda insana gerçekten çok şey bırakan, üzerinde düşünmeye davet eden bir eser olduğunu düşünüyorum.