Bazı kitaplar insanın içine usulca oturur, bazılarıysa sadece kapağıyla flört eder
Eski Dünyanın Yangını bende ikinci grupta kaldı sanırım.
Kalben’in şarkılarındaki kırık samimiyeti, o “dağınık ama güzel” hissi burada da var aslında. Kitap; ilişkiler, yalnızlıklar, modern insanın iç sıkışmaları arasında dolaşıyor. Yer yer altı çizilesi cümleler çıkıyor, bazı bölümlerde gerçekten bir şarkının içinde yürüyormuşsun gibi hissediyorsun. Ama bir noktadan sonra metin, duygu vermekten çok “duygu hissettirmeye çalışıyor” gibi geldi bana.
Belki beklentiyi fazla yükselttim bilmiyorum ama kitap bittiğinde aklımda büyük bir iz bırakmadı. Kötü mü? Hayır. Ama “okumasam da olurmuş” dediğim kitaplar rafında kendine sakin bir yer açtı
Bir kahve molasında birkaç sayfa eşlik eder belki ama yangın falan çıkarmıyor açıkçası.
Kısacası:
kapak çok güzel, vibe var, cümleler zaman zaman parlıyor… ama hikâye bende tam tutmadı.
Biraz fazla “instagram cümlesi”, biraz eksik derinlik hissi bıraktı