Bu kitap bana şunu hatırlattı:
Bazı hikâyeler okunmaz, insanın içinden yavaşça akar.
Gökyüzünde Nehirler Var, zamanın ve mekânın sınırlarını aşan bir yolculuk gibi… Bir damla suyun hafızası üzerinden insanın, acının, göçün ve umudun hikâyesini anlatırken aslında bize şunu fısıldıyor:
Hiçbir şey kaybolmaz. Ne bir duygu, ne bir hatıra, ne de bir iz.
Elif Şafak’ın dili yine şiir gibi akıyor; yer yer kırılgan, yer yer derin, ama hep zarif. Okurken bazen durup düşündüm, bazen bir cümlenin içinde kendime rastladım. Çünkü bu kitap sadece karakterlerin değil, insan olmanın ağırlığını ve güzelliğini anlatıyor.
Benim için bu kitap:
Hafızanın romanı
Su gibi akan ama derinde ağırlaşan bir hikâye
Ve en çok da… birbirine görünmez bağlarla bağlı hayatların masalı
Okuduktan sonra insanda şöyle bir his kalıyor:
“Belki de hepimiz, aynı gökyüzünün altında birbirimizin nehirlerine karışıyoruz.”