Okumak paylaşıldığı an toplumsal bir devrime dönüşür..!
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:22
Bu eserden yola çıkarak; Bir insanın kitaplara bakış açısının hayatını ve hayatları nasıl değiştirdiği, çocuklara ve kadınlara yaklaşımı, kitap okumanın sadece kendimizle değil bütün insanlıkla ilgili bir serüven olduğunu söyleyebilirim. Temelde bireye indirgediğimizde değişken bir oran ama ruhsal olarak Mustafa güzelgöz karakteri yanında fakir basit ve yüzeysel düşündüğümüzü düşünüyorum her ne kadar dijitalleşme erişimi kolaylaştırsa da okuma oranını düşürüp bilgi kirliliğini de arttırmış durumda Bu durumda mustafanın azim ve çabası yokluktan değil ruhunda taşıdığı azim ve şevkle ve geleceğe tohum atma arzusu ile ilgilidir Mustafa Güzelgöz karşısında "fakir, basit ve yüzeysel" kalıyoruz. O, heybesindeki üç beş kitapla derinleşmeyi, sorgulamayı ve insanı insana bağlamayı başarıyordu. Biz ise veri okyanusunun içinde boğulurken entelektüel olarak susuz kalıyoruz. Çünkü bizde eksik olan "erişim" değil; Mustafa Bey'in ruhundaki o "keşfetme ve geleceği inşa etme şevki."hikayesini sadece bir "imkânsızlıklar içinde çare bulma" öyküsü olarak okursak çok yüzeysel kalırız. Çünkü yokluk, insanı yaratıcılığa zorlayabilir ama onu sürdürülebilir kılan, toplumsal bir aşka dönüştüren şey içsel bir motivasyondur; yani ruhsal adanmışlık. O tohumu atma arzusu olmasa, bürokrasinin çıkardığı ilk engelde veya köylünün ilk kayıtsızlığında "Eşek de sizin olsun, kitap da," deyip kenara çekilebilirdi. Ve bu şevkin hayat bulduğu ağaç, Mustafa Bey'in samimi yaklaşımı ile çocuklar oldu.Çocuklar, yetişkinler gibi maskelerle veya çıkarlarla bakmazlar dünyaya. Onların masumiyeti ve güzelliğe olan saf tutkusu, Mustafa Bey’in heybesinden çıkan kitapları birer sihirli değneğe dönüştürüyor. Biz bugün samimiyeti, hasbi olmayı (hiçbir çıkar gözetmeden yapmayı), karşılıksız üretmeyi özlüyoruz. ​Mustafa Güzelgöz gibi, "Bu benim görev tanımımda yazmıyor," demeyip, heybesine kitabı koyup yola çıkan o adanmışlığı özlüyoruz. Anadolu insanı tanımımız aslında benim nazarımda şuan bakış açısı ve aksiyolojik yönü ile Mustafa Güzelgöz. Aslında özlenen şey coğrafyanın toprağı veya eski zamanların kendisi değil; insan kalitesi. Zamanında o sığ siyasi çekişmelere, bürokratik engellere kurban edilen o vizyoner ruh, bugün dijital dünyanın yalnızlığında, sığlığında ve yapaylığında tam da hasret kaldığımız şey haline geldi. Onun "yokluk içinde" yeşerttiği samimiyeti, biz bugün "bolluk içinde" mumla arıyoruz.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.