Sonunda seriyi bitirdim ve maalesef benim için beklentilerin çok altında kalan bir final kitabı oldu. Açıkçası 200-250 sayfada rahatlıkla anlatılabilecek bir hikâyeyi 560 sayfaya yaymak bana oldukça gereksiz geldi. Kitap boyunca gün gün ilerleyen anlatım bir noktadan sonra iyice tekrara düştü. Sürekli aynı sorunlar, aynı konuşmalar ve aynı döngüler içinde dönüp durduk. Bir ara gerçekten "artık bir şey olsun" diye sayfa çevirdiğimi fark ettim. Bitmesi gereken yerde bitmeyen kitaplardan biri oldu benim için.
Serinin genelini düşündüğümde de fikrim değişmedi. Bana göre fazla abartılmış bir seri. İnsanların neden bu kadar sevdiğini hâlâ anlayabilmiş değilim. Benim için serinin en iyi kitabı ikinci kitaptı, onu da çok büyük bir hayranlıkla değil, severek okumuştum. İlk kitaptan zaten hiç hoşlanmamıştım. Bu son kitap da beklentilerimi karşılayamayınca seriyi genel olarak vasat bulduğumu söyleyebilirim.
Bu kitapta üç kardeşin ortancası olan Cal'ın hikâyesini okuyoruz. Açık konuşacağım; Cal karakterini hiç sevemedim. Belki geçmişi zordu, belki babasından yıllarca psikolojik şiddet gördü, belki sürekli aşağılandı ama yine de karaktere karşı bir sempati geliştiremedim. Çünkü benim sevemediğim karakter tiplerinden biri tam olarak buydu. Sorunlarıyla yüzleşmek yerine kaçan, mücadele etmek yerine pes eden ve çözümü alkolde ya da başka zararlı alışkanlıklarda arayan karakterlerle bağ kuramıyorum.
Cal'ın yaşadığı şeylere üzülmedim demiyorum. Elbette zor şeyler yaşamıştı. Ama sürekli aynı döngünün içinde kalması beni çok yordu. Kendini yetersiz hissediyor, sonra kaçıyor. Bir hata yapıyor, sonra yine kaçıyor. Bir şeyler yoluna girecek gibi oluyor, sonra yine aynı davranışları sergiliyor. Bir noktadan sonra karakter gelişimi görmek istedim ama bunu yeterince göremedim. Özellikle Lana'yı sözde korumak için yaptığı şeyler bana hiç fedakârlık gibi gelmedi. Tam tersine çoğu zaman bencilce davranışlar olarak gördüm. İnsan sevdiği kişiyi korumak adına kararlar verebilir ama onun yerine düşünmek ve sürekli kaçmak bana doğru gelmedi.
Ben zaten gerçek hayatta da sorunlarını çözmek yerine kendine zarar vererek ya da bağımlılıklara sığınarak yaşayan insanları anlamakta zorlanıyorum. Çünkü bu durum sadece kişinin kendisine zarar vermiyor. En büyük zararı çevresindeki insanlar görüyor. Bu yüzden Cal'ın hikâyesinden etkilenmek yerine çoğu zaman ona sinirlendim.
Lana ise kitabın ilk yarısında çok sevdiğim bir karakterdi. Güçlü, ayakları yere basan, sorumluluk alan bir kadındı. Pislik ablasının açtığı sorunları bile üstlenmeye çalışıyordu. Kızı için mücadele ediyor, hayatını düzene sokmaya çalışıyordu. Cal'a karşı da her şeye rağmen oldukça anlayışlı davranıyordu.
Ama kitabın ilerleyen bölümlerinde Lana da beni hayal kırıklığına uğrattı. Özellikle Cal'ı affetme konusunda fazla hızlı davrandığını düşündüm. Ben olsam o kadar çabuk affetmezdim. Özellikle Cami'nin doğum gününe alkollü gelmesi benim için bardağı taşıran olaylardan biriydi. Böyle bir davranışın sonuçları olmalıydı. Biraz daha mücadele etmesini, Cal'ın gerçekten değiştiğini kanıtlamasını görmek isterdim. Ama ne yazık ki olaylar çok hızlı toparlandı. Sonrasında gelen romantik ve smut sahneler de bende hiçbir etki yaratmadı. Hatta çoğu yerde gereksiz buldum.
Kitapta sevdiğim şeyler de vardı elbette. Cal ile Cami'nin sahneleri gerçekten güzeldi. Yazar o bölümlerde duyguyu güzel vermiş. Aralarındaki ilişki samimi hissettirdi. Ayrıca Declan ve Iris'i tekrar görmek çok keyifliydi. Hâlâ serideki favori çiftim onlar. Kardeşler arasındaki mesajlaşmalar da eğlenceliydi ve kitaba biraz hareket katıyordu. Final kısmındaki mutlu sonu da genel olarak beğendim.
Ama beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey babalarıyla ilgili mesele oldu. Üç kitap boyunca bu adamın neden böyle biri olduğunu öğrenmeyi bekledik. Karısının ölümünden sonra ne yaşadı? Neden çocuklarına bu kadar acımasız davrandı? İçinde bir pişmanlık var mıydı? Çocuklarına karşı hissettikleri neydi? Bunların hiçbirini doğru düzgün öğrenemedik. Sürekli ima edildi ama asla derinleştirilmedi. Oysa serinin en merak ettiğim noktalarından biri buydu. Böyle büyük bir konunun üstünün açık bırakılması bana eksik hissettirdi.
Sonuç olarak benim için serinin en zayıf kitaplarından biri oldu. Çok uzatılmış, gereğinden fazla tekrar eden, baş karakteriyle bağ kuramadığım ve bazı önemli konuları havada bırakan bir kitaptı.