Gönderi

Puan vermedi·360 syf.··
2026 3. kitabı
Bazı romanlar insanın karanlığını anlatır. Bazıları ise karanlığın nasıl üretildiğini gösterir. Az'ı okurken hissettiğim şey tam olarak buydu. Hakan Günday'ın romanlarında sıkça karşılaştığımız öfke burada da mevcut; fakat bu kez öfke yalnızca bireye değil, onu şekillendiren toplumsal yapılara yöneliyor. Roman boyunca karakterleri suçlamaktan çok, onları bu noktaya getiren koşulları anlamaya çalıştım. Az aslında ismine rağmen fazlalıklarla dolu bir dünyanın hikâyesi. Fazla şiddet, fazla yoksulluk, fazla ihmal, fazla yalnızlık... Buna rağmen karakterlerin hayatında eksik olan şey hep aynı kalıyor: sevgi. Romanın beni en çok etkileyen tarafı, kötülüğü olağanüstü bir şey gibi sunmaması oldu. Günday bize canavarlar göstermiyor. Tam tersine, sıradan insanların içinde yavaş yavaş büyüyen yaraları gösteriyor. Bu nedenle romandaki acılar kurmaca olmaktan çıkıp toplumsal bir gerçekliğe dönüşüyor. Edebiyat tarihinde sıkça karşılaştığımız "kaybeden insan" figürü burada bambaşka bir biçimde karşımıza çıkıyor. Karakterler yalnızca hayata yenilmiyor; daha oyuna başlamadan mağlup ilan edilmiş insanlar olarak doğuyorlar. Kitabı okurken zaman zaman Camus'nün yabancılaşmasını, zaman zaman Zola'nın toplumcu gerçekçiliğini hatırladım. Ancak Günday'ın dili çok daha sert ve çok daha yaralayıcı. Çünkü okurun güvenli mesafesini ortadan kaldırıyor. Yaşanan trajedilere dışarıdan bakmanıza izin vermiyor. Az bana göre bir karakter romanından çok, merhamet üzerine yazılmış karanlık bir metin. İnsanların birbirine karşı biraz daha şefkatli olduğu bir dünyada bu romanın birçok sahnesi hiç yaşanmayabilirdi. Belki de kitabın asıl trajedisi budur: Karakterler kaderlerinin değil, insanların ihmallerinin kurbanıdır. Roman bittiğinde geriye umut kalmıyor belki ama insanı daha dikkatli bakmaya zorlayan bir vicdan kalıyor.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.