·617 syf.····Okunma: 22 Nisan 2026 06:06 Dikkat Spoiler İçerir
Belki de bu eserin bana öğrettiği en çarpıcı cümleydi bu: "Ya şimdi ya hiçbir zaman!" Okurken beni zorlayan ama en çok da bitirmesi çok güç olan bir eserdi benim için. Aslında herkesin içinde nispeten bulunan bir Oblomovluktan bahsediyordu; hepimizin içindeki Oblomov'du bu. Fakat eserdeki, nispeten değil mütemadiyen bir Oblomov'du.
Oblomov başlarda gülünç bir uyuşukluk ve tembellik halindeyken, daha sonra Alman bir yakın arkadaşı sayesinde bir kızla tanışır, ona aşık olur ve hareketlenmeye başlar. Daha sonra bu hareketlilik de ona ağır gelir ve yine eski Oblomov'a döner. Tolstoy'un da dediği gibi, Oblomov'un dehşet verici tembelliği esere hakimdir.
Dedim ya, hepimizin içindeki Oblomov... Hepimiz bazen hayattaki küçük şeyleri erteleriz ve zamanla o küçük şeyler büyür. Kimi zaman bir sınava çalışmayı, kimi zaman bir kitap okumayı erteleriz ki bunlar en basitleridir. Ama hayatta ertelediğimiz her şey, hayatımızı bir adım daha geç yaşamamıza sebep olur. Ömrümüz kısıtlıdır ve erteledikçe ömrümüzün verimi azalır. Zaten inancımız gereği de iki günümüzü aynı geçirmemeliyiz.
Ben, "Bir insan nasıl hayal kurarak ömrünü harcar?" durumuna inanmazken bu eser beni buna inandırdı. Sadece hayal kurmanın yetmediğini, harekete geçmek gerektiğinin önemini anladım. Oblomov'un da hayatı kısaydı ve hayatını tembellikle geçirdi. En önemlisi de bir insanın tembelliğinin sadece kendisine değil, çevresine de bağlı olduğu gerçeğiydi. Oblomov da çocukluğundan itibaren tembelliğe alıştırılmıştı; daha sonra bu hastalıktan kurtulamamıştı ya da kurtulmaya çalışmamıştı. Zaman içerisinde de bu hastalık uşağına bulaşmış ve sonunda kendisini yok etmişti. Yani Oblomov, tembellikten öldü.
Sonuç olarak okurken bunalıma düşsem de, belki de bitirmekte en çok zorlandığım eserlerden biri olsa da hayattaki çok önemli meselelerden biriyle ilgili kıymetli öğütler barındırdığı için bu kitabı sevdim ve tavsiye ederim.