·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Haziran 2026 00:39 Genel olarak spoiler içerebilir!!!
Gençliği ve sağlığı dışında hiçbir avantajı olmayan bir adamın hayatta ki anlam arayışının zorlu yollarında ona yol arkadaşlığı yapmak güzeldi. Aşkın güçlü motivasyonuyla kabuğundan bambaşka bir adam olarak çıkmayı başaran Martin Eden'in sabırlı, inatçı ve cesur duruşuna şahitlik etmek ve nihayetinde bunun ekmeğini yemesini görmek çok keyifli olsa da zamansız gelen bir başarının yorulmuş, tükenmiş, motivasyon kaynağını kaybetmiş bir adamın işine yaramadığını görmek de bir o kadar can sıkıcıydı.
Ama beni en çok etkileyen ve Jack London'ın da asıl anlatmak istediği, yazdıkları eserlerin şöhreti yakalamadan önce beğenilmemesinin Martin Eden'i ne kadar haklı bir isyana sürüklediğiydi. Sevdiği hatta çıktığı bu yolda nihai hedefi kalbini kazanmak olan kadın da dahil olmak üzere çevresi tarafından eserlerinin ancak ve ancak şöhreti ve maddi gücü yakalamasıyla beraber takdir görmesi en az Martin kadar canımı sıktı.
Diğer taraftan "Başarı gerçekten mutluluk getirir mi?"; "İnsanlar bir kişiye onun karakteri için mi, yoksa toplumdaki yeri için mi değer verir?"; "Bilgi ve kültür insanı özgürleştirir mi, yoksa yalnızlaştırır mı?" gibi sorular sordurması kitabın felsefi değerini gözler önüne koyuyor. Ve bence bu yüzden de kitabı zamanın eskitemiyeceği bir esere, vazgeçilmez bir klasiğe dönüştürüyor.
Ve son olarak kısacık bir ömre sahip yazarın kendisinden yani Jack London'dan izler taşıması kitabı çok okunası kılıyor.
İlk defa lise yıllarında okuduğum bu kitabı tekrar ve bambaşka bir bilinçle okuduğum için çok mutluyum. Gerçekten gölgesi olan bir kitap.
Herkese keyifli okumalar.