Sanırım bir önceki incelemem de kitapların doğru zamanını beklediğine dair bir şeyler söylemiştim. Bu sefer buna ek olarak yine kitapların kendi iradeleriyle hayatımıza sızacakları anı kovaladığını söylemek istiyorum. Hakkında en ufak bir fikir sahibi olmadan, Elif ' in kitabı okuduğunu gördüm ve düşünüp araştırmadan kendimi bir anda kitabı okurken buldum. Kitap hayatima o kadar hızlı girdi ki yazarına bakma fırsatım bile olmamış bunu kitabın sonunda farkettim. Kalem çok tanıdık, hikaye sarıyor bir aşinalık var ama anlam veremiyorum. Meğerse yine severek okuduğum Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabının yazarı Sandor Marai’nin kalemiymiş. Bu gecikmiş farkındalık kitaba olan beğenimi ve şaşkınlığımı arttırdı. Genel olarak kitabı çok sevdim.(Sadece 2.bölüm konusu bu kadar sınıfsal değil de daha ilişki ağırlıklı olabilirdi. Çünkü bir yerden sonra burjuva hakkında okuma yapıyor gibi hissettiriyor.) 3 kişilik ilişkiler silsilesini 3 farklı kişinin bakış açısıyla dinlemek ve bunu yazmak fikri gerçekten orijinal. Yer yer birine kızarken başka bir kısımda yine aynı kişiye hak veriyorsunuz. Beni bu denli dengesizleştiren kitapları seviyorum sanırım. Ve bu yazar bende bu dengesizliğin hakkını veriyor. Şu ana kadar okuduklarım arasında en çok altını çizdiğim kitap olabilir. Sonuç olarak, bir aşkın ve bir dönemin çöküşünü üç farklı insanın iç sesiyle dinlemek, insan doğasının ne kadar karışık olduğunu yüzüme vurdu diyebilirim.