Gönderi

9/10
·688 syf.··
2026 61. kitabı
Suç ve Ceza üzerine konuşmak biraz zor geliyor bana, çünkü sadece bir roman okumuş gibi değil de, sanki birinin en gizli, en tekinsiz düşüncelerine ortak olmuş gibi hissediyorum. Raskolnikov’un o kasvetli, dar odasında geçirdiği her saniye, o bitmek bilmeyen iç hesaplaşmaları içimi o kadar sıktı ki, okurken bazen kitabı kapatıp derin bir nefes alma ihtiyacı duydum. Cinayet olayının kendisinden çok, o andan sonra başlayan o çaresiz yalnızlık hissi ve suçluluk duygusu dokundu bana. Hani insan bazen büyük bir hata yapar da geri dönüşü olmadığını anladığı o ilk an içi titrer ya, Raskolnikov bunu her sayfada en derinden hissettiriyor. O boğucu, pis sokaklarda onunla beraber yürüdüm, onunla beraber ateşler içinde sayıkladım sanki. Dostoyevski bir katili haklı çıkarmaya çalışmıyor kesinlikle, ama onun insani acısını öyle bir aktarıyor ki, kendinizi bir noktada onun için üzülürken bulabiliyorsunuz. Bu da insanı kendi adalet ve ahlak anlayışıyla baş başa bırakıyor, biraz da ürkütüyor. Sonia karakteri ise benim için bu yoğun karanlığın içindeki tek nefes alanı gibiydi. Onun hayata tutunuşu, fedakarlığı ve Raskolnikov’a karşı duyduğu o sessiz, koşulsuz merhamet olmasaydı, roman galiba taşınmaz bir yük haline gelirdi. Asıl cezanın mahkemeler ya da dört duvar arasında değil, insanın kendi vicdanında başladığını ve insanın ancak bir başkasının sevgisiyle iyileşebileceğini onun sayesinde çok daha net görüyorsunuz. Son sayfayı kapatıp kitabı masaya koyduğumda, elimde sadece bitmiş bir hikaye kalmadı. İnsan doğasına, gurura, vicdana ve affetmeye dair kafamda dönüp duran onlarca soru işaretiyle baş başa kaldım. Ağır bir kitaptı, evet, ama bittikten sonra da uzun süre zihnimden çıkmayacağını hissettiğim o nadir deneyimlerden biri oldu.
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,1bin okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.