Öncelikle sizleri uyarıyorum; hem D. N. Archeron 'u hem de yazdığı bütün hikâyeleri ne olursa olsun seven birinin yazdığı bu inceleme, nesnellikten bir hayli uzak olacaktır. Yani yorumlarımın sadece bana ait olduğunun daima bilincinde olun. Şimdilik hepinize iyi okumalar dilerim.
Bu roman, içinde birbirinden farklı ve aslında yer yer o kadar da ayrı olmadığını anladığımız 15 tane kısa öyküden oluşuyor. Öykülerin uzunluğu hikâyeden hikâyeye değişiyor. Bazılarının kesin bir sonu varken bazıları da, biz devamını bilmesek bile, sonsuza kadar sürmekte. Ayrıca bir yerde gördüğünüz bir karakter ansızın bir başka öyküde karşınıza çıkabilir; kendinizi hazırlasanız iyi edersiniz.
Üstelik bahsettiğim tüm bu öykülerin dışında, kitabın başı ve sonu dahi başlı başına ayrı bir hikâye. Yani Sessiz Ozan'ın hikâyesi. Geriye kalanlar ise onu lanetinden kurtarmak üzere Peri Kraliçe'nin talihsiz adama getirdiği, daha önce hiç duyulmamış gerçek öykülerin bir derlemesi.
Hatta üşenmeyip size bu 15 öykünün adlarını da sırasıyla vereyim: Cadısız Köyün Cadısı, Dünyanın Kökleri, Bilinmedik Portreler, Mavi Büyüyle Dolu Küre, Meyre'nin Öyküsü, Yeminkıran, Rüzgârlar Her Şeyi Götürür, Ejder Şövalye, Gezgin Büyücü, Taksus Cadısı, İki Sarı Kasımpatı, Yırtık Kanatlar, Yüz Bin Gece, Vakit Meselesi ve de İnfeliz.
Aslında hepsini çok beğendiğimi söylemeliyim çünkü çok geniş bir konu içeriğine sahipler. Yani isteseniz de asla sıkılmak için fırsat bulamıyorsunuz. Kimisinin içinde cadılar ya da büyücüler varken, bazılarında elfler, iblisler ve kadim ormanlar bulunmakta; bir başkasında şövalyeler ve ejderler birbirleriyle savaşırken, diğerinde âşıklar, canavarlar ya da hayaletlerin hikâyesi anlatılmaktadır. Fantastik ve büyülü öğelerden aklınıza her ne gelirse rastlayabileceğiniz dolu dolu bir kitap anlayacağınız (. ❛ ᴗ ❛.).
Favorilerime gelecek olursak; Cadısız Köyün Cadısı, Mavi Büyüyle Dolu Küre, Meyre'nin Öyküsü, Yeminkıran, Rüzgârlar Her Şeyi Götürür, Gezgin Büyücü, Taksus Cadısı, Yüz Bin Gece ve İnfeliz derdim. Yani yarısından fazlası okurken beni çok içine çekti. Diğerlerini de seviyorum elbette ama bunları sadece birazcık daha fazla .
Hatta sevgili yazarımızın bu kadar öyküyü nasıl veya neden düşünebildiğine de hayret ettim doğrusu. Bana mutluluk, hüzün, acı, keder, aşk, bağlılık, iyilik ve kayıp hislerini yaşatan bu hikâyeler, kim bilir yazarken ona hangi çalkantılı duyguları yaşatmıştır?
Gerçekten seni, olduğun kişiyi ve kalemini çok seviyorum. Umarım hiçbir zaman pes etmene neden olacak kadar büyük bir kötülükle karşı karşıya kalmazsın. Her daim kalbin yeni şeyler öğrenecek gücü ve yeni arayışlara girecek cesareti bulabilir. Ve elbette ki daima ilerlemeye devam edersin.
Bu kitapta karşılaştığım tek bir problem var; o da bazı hikâyelere alışmanın ve dünyalarına girmenin bana birazcık zor gelmesiydi. Çünkü içlerinden birkaçı gerçekten de çok kısa. Ama bu kadar fazla fikri uzatmamak yerine kısa tutmayı tercih etmek bile başlı başına cesurca bir karar. Eminim ki bir başkası olsaydı hepsinden ayrı kurgu malzemesi çıkartabilirdi. Fakat sen yapmamayı seçtin.
O zaman bu büyülü kitap için yazdığım incelemeyi artık sonlandırıyorum. Eğer ki yazdıklarımı okuyup biraz olsun ikna olduysanız, ya Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş Öyküler 'i ya da D. N. Archeron 'un bir diğer romanı olan Gümüş Yürek 1 serisine bir göz atmanızı gerçekten de çok isterim. En azından bir şans verin ve ne kadar seveceğinize kendiniz karar verin. Çünkü ikisi de gerçekten okunmaya değer eserler.