Dante'yle pikabımın arkasında sırtüstü uzanıp yaz yıldızlarına bakarken özgürdüm. işe bakın. Aristo Mendoza, özgür bir adamdı. artık korkmuyordum. utandığımı söylediğimde annemin surat ifadesini düşündüm.
bana bakarken yüzüne yerleşen o sevgi ve şefkat ifadesini. "neden utanıyorsun? Dante'yi sevmekten mi?" Dante'nin elini tuttum. Dante Quintana gibi birini sevmekten nasıl utanabilmiştim?
bunca zamandır evrenin sırlarını, kendi bedenimin sırlarını, kendi kalbimin sırlarını çözmeye çalışıyordum. tüm cevaplar burnumun dibindeydi oysa ben farkına bile varmadan sürekli onlarla savaşmıştım. Dante'yle tanıştığım anda ona âşık olmuştum. sadece kendime fark ettirmemiş, düşündürmemiş, hissettirmemiştim. babam haklıydı. ve annemin söylediği şey doğruydu. hepimiz kendi savaşlarımızı veriyorduk.