·246 syf.····Okunma: 09 Haziran 2026 14:30 Çocukluğumdan beri peşimi bırakmayan, karakterimin bir parçası haline gelmiş ve değiştirilmesi gerekip gerekmediğinden bir türlü emin olamadığım baskın bir özelliğim var: Hız. Hayatın her alanında hep hızlıyımdır. Karar verirken de bir işi uygulamaya koyarken de acele ederim; aklıma bir fikir düştüğü an onu hemen o saniye hayata geçirmek isterim. Halk arasında "tez canlılık" denilen bu durum, uzun yıllar boyunca benim ritmim oldu. Ancak 30’lu yaşlarıma adım atmamla birlikte zihnimde yeni bir soru filizlendi: "Acaba daha yavaş olsam, hayattan ve anlardan daha mı çok zevk alırım?"
İşte bu içsel sorgulama beni bir arayışa itti ve bu konuda okumalar yapmaya karar verdim. Kemal Sayar’ın kaleme aldığı Yavaşla, yazardan okuduğum ilk kitap oldu. Açıkçası bu okumaların sonunda kendimi değiştirir miyim ya da bunu başarabilir miyim, inanın ben de bilmiyorum.
Dört bölümden oluşan kitabın, benim bu eseri elime alma amacımla doğrudan örtüşen ve bana en güzel gelen kısmı "Yavaş Güzeldir" bölümü oldu. Kitabın genel yapısına baktığımızda, her bölümde dörder beşer sayfalık, okuyucuyu yormayan kısa metinler yer alıyor. Bu metinlerin her birinde farklı konular işlenmiş ve her bölüm kendi içinde başarılı bir bütünlük yakalamış.
Ne var ki ben tüm kitabın baştan sona "yavaşlamak" felsefesi üzerine kurulu olduğunu düşünerek okumaya başlamıştım; nasıl yavaşlayabileceğime dair pratik ya da felsefi cevaplar bulacağımı umuyordum. Kitap, bu beklentimi karşılama noktasında beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Kitabın finaline doğru yönümüz birden siyasete evrildiğinde, kendimi "Ben buraya nasıl geldim?" diye sorgularken buldum. Hani biz yavaşlık diyorduk ne oldu?
Ancak bu tematik dağınıklığa rağmen, yazarın dili oldukça akıcı. Metin boyunca yaptığı özgün kavramlaştırmalar kesinlikle çok güzel, kelime dağarcığıma yeni kavramlar eklendi.
Sonuç olarak; eğer siz de benim gibi sırf yavaşlama üzerine okuma yapmak için okuyacaksanız, beklentiniz tam olarak karşılanmayabilir. Fakat edebi bir dille tanışmak, farklı pencerelerden hayata bakmak ve zihninizde entelektüel anlamda hoş bir seda kalsın istiyorsanız, Yavaşla kesinlikle şans verilmesi gereken, okunası bir kitap.
"Öte yandan, kitapta belirtmeden geçemeyeceğim ve katılmakta zorlandığım bir diğer yaklaşım ise yalnızlığa karşı takınılan o sürekli olumsuz tavır oldu. Yazarın aksine, yalnızlığın bu kadar kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. Eğer bir insan duvarlarla konuşacak raddeye gelmemişse; yalnızlık, kalabalıkların gürültüsü içinde bir içe dönüş, kendi iç sesini dinleme ve ruhu dinlendirme sanatıdır. Yalnız başına alışverişe çıkmak, sinemaya gitmek ya da bir aktivite yapmak bir eksiklik değil; aksine kendine yetebilme becerisidir. Özellikle de bilinçli bir tercihse, yalnızlık o kadar da korkulacak bir şey değildir. Kitapta da yoğun şekilde hissettiğim bu yalnızlığı sürekli kötüleme anlayışı, ne yazık ki içedönük (introvert) insanların toplum tarafından hep 'yabani' ya da 'antisosyal' diye yaftalanmasına neden oluyor. Oysa herkes sürekli birileriyle olmak, sosyalleşmek zorunda değil. Birileri de sadece kendi eşliğinde bir şeyler yapmaktan, kendi kendinin kalabalığı olmaktan zevk alabilir.
Sırada Kundera'nın Yavaşlık kitabı var. Bakalım onda umduğumu bulacak mıyım? Yoksa hayatıma Speedy Gonzales olarak devam mı edeceğim.