Antik Yunan denince aklımıza hemen felsefe, demokrasi, sanat ve bilimin altın çağı gelir. Peki, o hayranlıkla baktığımız medeniyetin temelleri atılırken, toplumun yarısını oluşturan kadınlar neredeydi?
İsmail Gezgin, Şölen Var ile bizi o parıltılı mermer sütunların arkasına, felsefi tartışmaların yapıldığı ama kapılarının kadınlara sıkı sıkıya kapatıldığı "symposion" (şölen) odalarına götürüyor.
Kitap, Platon ve Ksenofon gibi dehaların metinleri üzerinden, bu şölenlerin sadece birer "yeme-içme ve felsefe" buluşması olmadığını, aksine erkek egemen sistemin (patriyarkanın) kurumsallaştığı ve kutsandığı birer iktidar alanı olduğunu gözler önüne seriyor.
Gezgin, aşkı ve bilgiyi yücelten o muazzam antik felsefe metinlerinin, aslında kadını nasıl dışladığını ve aşağıladığını satır aralarını kazıyarak gösteriyor. Mitolojinin ve ritüellerin, erkek iktidarını meşrulaştırmak için nasıl birer araca dönüştürüldüğünü okumak ufuk açıcı olduğu kadar sarsıcıydı da.
Arkeoloji, mitoloji ve toplumsal cinsiyet çalışmalarına ilgi duyan herkesin kitaplığında mutlaka bulunmalı. Mutlaka okuyun, okutun.
İsmail Gezgin