·200 syf.····Okunma: 09 Haziran 2026 18:33 Şükrü Erbaş’ın bendeki yeri çok başkadır; onun şiiri insanın içine öyle bir oturur ki, orada kelimelerden bir ev inşa eder kendine. Bütün Şiirleri 1 kitabının sayfalarında kaybolduğumda, aslında kendi ruhumun en ücra köşelerini adımlıyormuş gibi hissettim. Sayfaları çevirdikçe içimde derin, uçsuz bucaksız bir yalnızlık uyandı; ama bu insanı üşüten değil, aksine kendi kırılgan tarafıyla barıştırıp şefkatle sarmalayan, modern dünyanın gürültüsünden kaçıp sığındığım kuytu bir liman gibiydi.
Zamanla hüzün, damarlarıma tanıdık bir sızı gibi yayıldı. Geçmişe, yarım kalmış heveslere, geride bırakılan her şeye duyulan bir sızıydı bu; ama beni karamsarlığa sürüklemek yerine, kalbi hissetmekle yükümlü bir canlı olmanın kutsal ağırlığını hatırlattı. İçimde incinmiş ne kadar duygu varsa, bu kitapta bir elin onlara usulca dokunduğunu ve "geçti, buradayım" diyerek teselli ettiğini hissettim.
Şair sanki kendime bile itiraf edemediğim gizli dertleri kendi kalbinden geçirip önüme koymuştu. Dünyaya karşı ördüğüm bütün güçlü görünme duvarları boşa çıktı; aslında sadece anlaşılmak ve hissetmek isteyen yalın bir insan olduğumu anladım. Kitabı kapattığımda ruhumda kalan tek şey; büyük bir kabulleniş, derin bir dinginlik ve içimdeki hüzünlü çocuğun başının şefkatle okşanmış olmasının verdiği benzersiz bir huzurdu.
Herkese iyi okumalar dilerim..