Kitabı okurken elimden bırakmakta gerçekten zorlandım Uzun zamandır beni bu kadar heyecanlandıran, sürekli “bir bölüm daha” dedirten bir bilimkurgu okumamıştım. Her sayfada yeni bir soru ortaya çıkıyor ve gerilim hiç düşmüyor.
Hikâyenin merkezinde Jason Dessen var.
Bir akşam sıradan hayatından koparılıp kendisini bambaşka bir gerçekliğin içinde buluyor. Ve tam bu noktadan sonra kitap beni tamamen ele geçirdi Çünkü Jason sadece evine dönmeye çalışmıyor; aynı zamanda “Ben kimim?” sorusunun cevabını da arıyor. Kendinizden bir iki değil de daha fazla olsa hepsi farklı bir dünya da ne hissederdiniz.?
Kitabı okurken kendime sürekli şu soruyu sordum:
“Ya hayatımda farklı bir seçim yapsaydım?”
“Ya başka bir şehirde yaşasaydım?”
“Ya bambaşka biri olsaydım?”
Neler olurdu, nasıl olurdu..?
Jason ve Daniela arasındaki bağ da hikâyenin duygusal tarafını oluşturuyor bence.
Tüm o bilimsel teorilerin, paralel evrenlerin ve aksiyonun ortasında aslında çok insani bir hikâye var: Sevdiğin insan için ne kadar ileri gidebilirsin?
En sevdiğim şeylerden biri de tempo oldu. Kitap bir an bile durmuyor. Bir yandan bilimkurgu, bir yandan gerilim, bir yandan da varoluşsal sorular... Blake Crouch bunların hepsini çok akıcı bir şekilde bir araya getirmiş. Bazı bölümlerde gerçekten nefesimi tuttuğumu fark ettim
Ve o alternatif Jason’lar...
Kitap ilerledikçe olayların aldığı hâl beni hem şaşırttı hem de ürküttü. Çünkü insan kendi hayatına dışarıdan bakmaya başlıyor. Bir seçimle değişebilecek onlarca, yüzlerce ihtimal düşüncesi uzun süre aklımdan çıkmadı.
Kitabı okurken aklıma sürekli Gece Yarısı Kütüphanesi geldi. İki kitap farklı türlerde olsa da ikisinin de insanı alternatif hayatlar üzerine düşündüren bir tarafı var
Kısacası: “Karanlık Madde” benim için sadece heyecanlı bir bilimkurgu değil seçimlerimizin bizi kim yaptığını sorgulatan, insanı kendi hayatı üzerine düşündüren bir romandı. Kitabı bitirdim ama hâlâ bazen “Acaba başka bir evrende nasıl bir hayat yaşıyor olurdum?” diye düşünmeden edemiyorum .