·309 syf.····Okunma: 07 Haziran 2026 01:47 Sessiz Hasta, aslında kocasını öldürdükten sonra tek kelime bile konuşmayan ressam Alicia’nın sırrını çözmeye çalışan, son ana kadar da merakı diri tutan popüler bir psikolojik gerilim. Kitap, insan psikolojisine ve travmalara dair yaptığı bazı nokta atışı tespitlerle ilk başta insanı yakalıyor, "galiba ufkumu açacak bir şeyler okuyorum" hissi yaratıyor. Ama ne yazık ki yazarın bu klinik tespitleri, kitaba edebi bir değer katmaya yetmiyor.
Çünkü en başta karakterler çok yüzeysel ve şematik kalmış. Yazar, derinliği olan, kanlı canlı karakterler oluşturmak yerine önümüze hazır psikolojik etiketler ve klişeler koyup geçmiş; karakterler adeta sadece olay örgüsünü finale taşımak için hareket eden birer piyona dönüşmüş. Bu sığlığı kapatmak için başvurulan mantık hataları da cabası; koskoca psikiyatristin mesleki etiği falan bir kenara bırakıp amatör bir dedektif gibi kapı kapı gezmesi hikayenin inandırıcılığını resmen baltalıyor.
Üstelik son dönem kitapların o gına getiren hastalığı burada da var: Hikayenin akışına zerre katkısı olmayan çiğ bir müstehcenlik, kaba argo kelimeler ve sanki kitap değil de bir Netflix senaryosu okuyormuşuz hissi veren fabrikasyon diyaloglar, metni rafine bir eser olmaktan çıkarıp hızla tüketime uygun çerezlik bir ürüne çeviriyor.
İşin içine bir de son derece mekanik ve baştan savma bir çeviri girince, okuma süreci iyice keyifsiz bir hal alıyor. İngilizce cümle kalıpları Türkçeye kelimesi kelimesine, düz mantıkla aktarıldığı için dilin o canım esnekliği ve müziği tamamen kaybolmuş. Okurken sürekli havada kalan, zamirleri eksik, yapay cümleleri zihninizde tamir etmek zorunda kalıyorsunuz ve bu da insanı yoruyor.
Özetle; Sessiz Hasta kurgusal hilesi ve ters köşesi için bir çırpıda okunup bitirilecek akıcı bir kitap olabilir ama Türkçenin zenginliğini, derin karakter analizlerini ve nitelikli bir üslubu arayan seçici bir okuru tatmin etmekten çok uzak.