Puan vermedi·202 syf.····Okunma: 01 Aralık 2025 00:00 Bu kitap korkunun kendisini değil, korkuyu bekleme hâlini anlatıyor. O an gelmeden önceki iç sıkıntısını, insanın kendiyle baş başa kaldığında büyüttüğü karanlığı… Oğuz Atay burada yine çok tanıdık bir yerden vuruyor: yalnızlık.
Hikâyelerdeki insanlar bağırmıyor, kaçmıyor; sessizce içlerine çekiliyorlar. Asıl korku dışarıda değil, insanın zihninde kuruluyor. Toplumdan kopmuş, anlaşılmamış, biraz da kendiyle kavgalı karakterler… Hepsi bir şekilde “normal” olmayı becerememiş insanlar. Belki de becermek istememişler.
Okurken sık sık durup düşündüm:
Biz gerçekten korkuyor muyuz, yoksa korkmaya mı alışmışız?
Beklemek, eyleme geçmekten daha güvenli geliyor olabilir mi?
Korkuyu Beklerken, insanın kendine sormaktan kaçtığı sorularla dolu. Rahatsız ediyor ama tanıdık. Bitince içimde şu kaldı:
Bazı korkular gelmez… çünkü biz onları zaten içimizde taşırız.