•Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hikâye bitse bile hissettirdikleri sizinle kalmaya devam eder. 12’den Vurmak benim için tam olarak öyle bir kitaptı🩵.
•Tommy’nin hayatının bir anda altüst oluşunu okumak gerçekten çok etkileyiciydi. Hayatını Amerikan futboluna adamış, geleceği herkes tarafından konuşulan birinin bir gecede her şeyden kopmak zorunda kalması… Öfkesini de çaresizliğini de çok gerçek hissettirdi bana. Güçlü durmaya çalışan bir karakterin içindeki kırgınlığı görmek bazı sahnelerde kalbimi ciddi anlamda burktu.
•Mine ise uzun zamandır okuduğum en özel karakterlerden biriydi. Kendini görünmez olmaya alıştırmış bir kızın, yıllardır taşıdığı güvensizliklerle mücadele edişini okumak çok dokundu bana. İnsanların bakışlarından yorulmuş olması, sürekli kendini geri çekmesi ama buna rağmen içinde hâlâ sevgiye dair bir umut taşıması… Onu anlamamak mümkün değildi.
•Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de albinizmin ele alınış biçimiydi. Çoğu zaman insanların sadece “farklı” olduğu için uzak durduğu, yanlış baktığı ya da anlamaya çalışmadığı bir durumun bu kadar incelikli anlatılması çok kıymetliydi. Mine’nin yaşadıkları sadece onun hikâyesi gibi hissettirmedi; insanların bir bakışıyla bile başka birinin içinde nasıl yaralar bırakabildiğini düşündürdü bana. Bazı satırlarda sadece okumadım, gerçekten durup hissettim.
•Tommy ve Mine’ın ilişkisi de tam sevdiğim gibiydi. Büyük laflardan çok küçük anlarla büyüyen, birbirini anlamaya çalışan iki insanın hikâyesiydi bu. Birbirlerine yaklaşırkenki çekingenlikleri, o yavaş yavaş oluşan bağ… O kadar doğal ve huzurluydu ki okurken istemsizce gülümsedim birçok yerde.
•Ve şunu da söylemeden geçemeyeceğim… Yabancı yazarlarda görmeye alıştığımız o spor romantizmi atmosferini, bu kadar güçlü duygularla bir Türk kaleminden okumak gerçekten çok başka hissettirdi. Kitabın içinde hem o yabancı gençlik dizisi havası vardı hem de bize ait sıcaklıklar, diyaloglar ve duygular. Bu dengeyi kurabilmesi bence kitabı daha da özel yapan şeylerden biriydi. Büyükada atmosferi, aile sıcaklığı ve karakterlerin samimiyeti hikâyeyi daha gerçek hissettirdi bana.
•Yan karakterleri de ayrıca çok sevdim. Özellikle Rob’un olduğu sahneler kitabın enerjisini tamamen değiştiriyordu. Tommy’nin ailesi, okul ortamı ve karakterler arasındaki dinamikler de hikâyeyi daha canlı hâle getirmişti.
•Ve sanırım kitabın en sevdiğim yanı şuydu: Bana uzun zamandır özlediğim o “içine çeken” hissi verdi. Sayfalar akıp giderken kendimi onların dünyasının içindeymiş gibi hissettim. Bazen bir sahilde, bazen okul koridorlarında, bazen de Tommy ve Mine’ın sessiz anlarının tam ortasında gibiydim.
•Bazı hikâyeler sadece okunmuyor gerçekten. Bir yerden sonra insanın içine yerleşiyorlar.
️okuyanlara️
• Sizi en çok etkileyen sahne hangisiydi?
• Tommy mi Mine mı kalbinizi daha çok kırdı?
• Sizce aralarındaki en güzel şey aşk mıydı yoksa birbirlerini gerçekten anlamaları mıydı?
️okumayanlara️
• Spor romantizmi temalı kitaplar ilginizi çekiyor mu?
• Bir karakterin iç dünyasının bu kadar yoğun işlendiği hikâyeleri sever misiniz?
• 12’den VurmakTuğçe Aksal
12’den VurmakTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 202616 okunma