•Yazarın kalemiyle bu kitapta tanıştım ve ilk kitaptan bu kadar seveceğimi düşünmüyordum. Anlatım dili çok akıcıydı; sayfalar ilerledikçe hiç zorlamadan içine çekti. Bir noktadan sonra sadece okumuyordum, Era’yla birlikte o dünyanın içinde yürüyormuşum gibi hissettim.
•Bu kitap bana sınırlar, sırlar, korkular ve gerçek sandığımız şeylerin ne kadar kolay yıkılabileceğini verdi.
•Ve Yuva… Daha ilk sayfalardan iyi bir yer olmadığını hissediyorsunuz zaten. İnsanların sorgulamaması, sınırların dışını sadece korkuyla bilmesi, merak etmenin bile yanlış gibi öğretilmesi… Her şey o kadar normalleştirilmiş ki bir noktadan sonra bunun ne kadar rahatsız edici olduğunu daha çok hissediyorsunuz. Güvenli görünen ama temeli sırlar ve yalanlarla kurulan bir düzen vardı.
•Era...
Bir kayıptan sonra artık orada kalamıyor.
Sınırların dışına çıkıyor.
Bilmediği bir ormanda yaralı kalıyor.
Ve Rans geliyor.
Hikâye tam olarak burada başlıyor.
•Kitap başlarda daha sakin ilerliyor ve her şey hemen açılmıyor ama bunu hiç olumsuz bulmadım. Serinin ilk kitabı olduğu için dünyanın kurulmasını, karakterleri tanımayı ve bazı sırların zamana yayılmasını anlayabiliyorum. Ama sonlara doğru öyle şeyler oldu ki… bir noktadan sonra sayfalar çok daha hızlı akmaya başladı. Olayların asıl orada başladığını hissettim ve kitabı elimden bırakmak istemedim. Şu an ikinci kitaba hiç ara vermeden geçmemin sebebi de biraz bu sanırım.
•Ve Era… Benim güçlü güzel kızım. Sanırım onu sevmemin sebebi hiç korkmaması değildi. Korkmasına rağmen ilerlemesiydi. Hayatı boyunca doğru bildiği şeylerin bir anda değişmesini, kendini, yaşadığı yeri ve insanları yeniden anlamlandırmaya çalışmasını okumayı çok sevdim. Bazı anlarda ona sarılmak, bazı anlarda sadece yanında oturmak istedim. Çünkü güçlü olmak bazen hiçbir şey hissetmemek değil; korkmana rağmen devam edebilmek oluyor.
•Ama sanırım kitapta unutamayacağım sahne… Era’nın denizi ve kuşları ilk gördüğü andı . O an sadece yeni bir yer görmek gibi gelmedi bana. İlk kez gerçekten bakmak gibiydi. İlk kez sınırların dışında başka bir ihtimal olabileceğini görmek gibiydi. Era’nın şaşkınlığını, merakını ve o an içindeki değişimi hissetmek çok güzeldi. Kitabı bitirdim ama o sahnenin hissi hâlâ aklımda.
•Rans… Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim erkeği. Gerçekten ne söylesem eksik kalacak gibi. İlk andan beri dikkatimi çeken karakterlerden biriydi ama ilerledikçe tamamen bağlandım. Çok büyük hareketler yapmadan da okuyucuda yer eden karakterler vardır ya… Rans benim için tam olarak öyleydi. O korumacı tarafı, verdiği güven hissi, Era’yla olan sahneleri… Her sahnesinde ayrı mutlu oldum.
•Rat beni düşündüğümden daha çok şaşırttı. Ritan ise bende küçük bir şüphe bıraktı Tam olarak neden bilmiyorum ama sanki onun tarafında hâlâ anlatılmamış şeyler varmış gibi hissediyorum. Belki tamamen yanlış düşünüyorumdur ama ikinci kitapta özellikle dikkat edeceğim karakterlerden biri kesinlikle o. Refeyn benim masum meleğim oldu Ve Yessey… seni unutmak zaten mümkün değil.
•Kitabı bitirdiğimde elimde sadece olaylar kalmadı. Bir dünya kaldı. Karakterler kaldı. Ve bazı sahnelerin hissi kaldı. Şimdi ikinci kitap elimde ve hiç beklemeden devam ediyorum çünkü beni böyle bir yerde bırakıp beklememi bekleyemezsiniz.
️okuyanlara️
○En sevdiğiniz karakter kimdi?
○Sizce en çok sırrı olan karakter kim?
○Era’nın yerinde olsaydınız sınırın dışına çıkar mıydınız?
️okumayanlara️
○Size çocukluğunuzdan beri anlatılan her şeyin yalan olduğunu öğrenseniz ne yapardınız?
○Güvende kalmak mı yoksa gerçeği öğrenmek mi?
○İlk kez özgür hissettiğiniz yer neresiydi?
• Unutulmuş Kuşlar Göğü 1K. Kübra Berk