Bireyin zihninin, hatıralarının ve hatta dilinin bile sistemli bir şekilde nasıl işgal edilebileceğini gösteren, distopyadan çok daha fazlası olan bir başyapıt. Gerçeğin güce göre her an yeniden yazılabildiği o karanlık dünyada, Winston’ın insan kalabilme ve hatırlama inadı insanın içini ürpertiyor. Son sayfayı kapattığınızda, özgürlüğün ve bağımsız düşüncenin ne kadar büyük, ne kadar korunması gereken bir lüks olduğunu çok derinden hissediyorsunuz.