Kırmızı Saçlı Kadın, 1980'lerin ortasında İstanbul yakınlarındaki bir kasabada kuyu kazarak su arayan bir çırak ile onu eğiten ustanın bağını ve çırağın kasabadaki gizemli bir tiyatro oyuncusuna duyduğu tutkuyu anlatır. Orhan Pamuk, bu ilk aşk ve büyüme hikayesi üzerinden Doğu ile Batı'nın köklü mitlerini, baba-oğul çatışmasını, kaderi ve suçluluk duygusunu sarsıcı bir dille modern bir efsaneye dönüştürür.