Gönderi

Puan vermedi·344 syf.··
2026 4082. kitabı
Freida McFadden benim için artık neyle karşılaşacağımı az çok bildiğim yazarlardan biri. Bizde yayımlanan kitaplarının tamamını okuduğum için kalemine oldukça aşinayım. Bu yüzden yeni bir kitabına başlarken beklentim de belli oluyor: kusursuz bir polisiye değil, beni birkaç saatliğine dünyadan koparıp sayfaları hızla çevirmemi sağlayacak sürükleyici bir hikâye. Freida'nın kitaplarında zaman zaman tesadüfler, mantık boşlukları ya da "Bu kadar da olmaz" dedirten detaylar bulunabiliyor. Ancak işin ilginç yanı, yazarın bunu okura unutturmayı başarması. Çünkü hikâyeyi öyle bir tempoda anlatıyor ki detaylara takılmak yerine bir sonraki sayfada ne olacağını merak etmeye başlıyorsunuz. Bence onun asıl başarısı da burada yatıyor. Eğer bu kitabı yalnızca kusursuz polisiye ölçütleriyle değerlendirirsek çok acımasız olmak gerekir. Ama kitap okumaktan aldığımız keyfi sadece teknik mükemmelliğe bağlamak da haksızlık olur. Çünkü bazı yazarlar kusursuz kurgularıyla etkilerken, bazıları da sizi hikâyenin içine çekme becerileriyle öne çıkar. Freida ikinci grupta yer alıyor. Kitabın merkezinde akran zorbalığına maruz kalan genç bir kız bulunuyor. Herkesin dışladığı, uzak durduğu, hakkında fısıltılarla konuştuğu bir çocuk... Oysa onun istediği şey aslında çok basit: Kabul görmek, anlaşılmak ve diğerleri gibi normal bir hayat sürebilmek. Kitabı okurken en çok etkilendiğim noktalardan biri de buydu. Çünkü bazen insanlar gerçekten zehirli bir sarmaşık gibi davranabiliyor. Bulundukları ortamı yavaş yavaş zehirliyor, başkalarının hayatlarına zarar veriyor ve bunu yaparken çoğu zaman sonuçlarını umursamıyorlar. Okurken zaman zaman o genç kıza üzüldüm, zaman zaman da çevresindeki insanların davranışlarına sinirlendim. Özellikle ergenlik döneminde yaşanan dışlanmanın ve zorbalığın insan üzerinde nasıl kalıcı yaralar bırakabileceğini görmek oldukça çarpıcıydı. Yazar bunu çok derinlemesine işlemese de okurun empati kurmasını sağlayacak kadar başarılı aktarmış. Kitabın gizem kısmına gelirsek; açıkçası ortalara geldiğimde finalle ilgili bazı tahminlerim oluşmaya başladı. Son bölümde büyük bir şaşkınlık yaşadığımı söyleyemem. Hatta sonucun nereye varacağını aşağı yukarı öngörebildim. Ama bu durum okuma keyfimi azaltmadı. Çünkü bazen önemli olan yalnızca sonucun ne olduğu değil, oraya nasıl ulaşıldığıdır. Freida da tam olarak bunu başarıyor. Merak unsurunu sürekli canlı tutuyor ve okuru hikâyenin içinde tutmayı biliyor. Karakterler çok katmanlı ya da unutulmaz değildi belki ama hikâyeyi taşımak için yeterince işlevseldi. Olaylar akıcı ilerlediği için durağanlaştığını hissettiğim bir bölüm olmadı. Birkaç oturuşta bitirebileceğiniz, sizi yormayan ama aynı zamanda merak duygusunu sürekli besleyen bir roman olmuş. Sonuç olarak Öğretmen, yazarın tarzını sevenlerin büyük ihtimalle keyifle okuyacağı bir kitap. Kusursuz bir polisiye bekleyenleri tatmin etmeyebilir ama sürükleyici, kolay okunan ve merak unsurunu son sayfaya kadar koruyan bir hikâye arıyorsanız aradığınızı bulabilirsiniz. Ben finalini tahmin etmiş olsam da okurken sıkılmadım, aksine sayfaların nasıl aktığını anlamadım bile. Bazen bir kitabın en büyük başarısı, sizi saatlerce ekranlardan ve gündelik hayatın karmaşasından uzaklaştırıp hikâyesinin içine çekebilmesidir. Öğretmen de benim için tam olarak bunu yaptı. Ben okurken keyif aldım ve Freida McFadden'ın kalemini sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,890 okunma
·
72 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.