Orhan Kemal'in Tersine Dünya adlı eserini okurken ilk başlarda biraz zorlandım. Açıkçası kadın ve erkek rollerinin tamamen tersine çevrildiği dünyayı kafamda oturtmak kolay olmadı. Alıştığımız toplumsal düzenin tam tersi bir kurgu olduğu için olaylara adapte olmam biraz zaman aldı. Ancak sayfalar ilerledikçe yazarın vermek istediği mesaj daha net anlaşılmaya başladı.
Kitap genellikle kadın-erkek eşitliği üzerinden değerlendirilse de ben eserin asıl meselesinin cinsiyetlerden çok, yanlış ve kötü davranışların toplum tarafından normal kabul edilmesi olduğunu düşünüyorum. Sorun kadın ya da erkek olmak değil; güç sahibi olanın karşısındakini ezmesini, değersizleştirmesini veya haksızlık yapmasını olağan görmek. Orhan Kemal de bunu gösterebilmek için rolleri tersine çevirerek okuyucuyu alışılmış kalıpların dışına çıkarmayı başarıyor.
Elbette toplumumuzda hâlâ ataerkil bir düzenin etkileri bulunuyor. Buna rağmen bu konuda tamamen karamsar değilim. Geçmişle kıyaslandığında kadınların sosyal hayatta, iş hayatında ve aile içerisinde daha görünür ve etkin bir konuma geldiğini düşünüyorum. Ayrıca kadınları yalnızca bir zevk unsuru olarak değil, bir birey olarak gören insanların da varlığı bana umut veriyor. Bu nedenle kitabı okurken verilen mesajları günümüz şartlarıyla birlikte değerlendirmeye çalıştım.
Orhan Kemal'in sade ve akıcı dili kitabın en güçlü yönlerinden biri. Ağır bir anlatım yerine günlük yaşamın içinden gelen samimi bir üslup kullanmış. Bu da kitabın hem düşündürücü hem de keyifli bir şekilde okunmasını sağlıyor.
Sonuç olarak Tersine Dünya, bana farklı bir bakış açısı kazandıran ve üzerinde düşünmemi sağlayan bir eser oldu. Başlangıçta alışmakta zorlandığım kurgusuna rağmen, verdiği mesajlar ve toplumsal eleştirisi sayesinde benim için güzel bir okuma deneyimi olarak kaldı. Orhan Kemal okumayı seviyorum yaa