Bu kitabı bitirdim ve ilk düşündüğüm şey şu oldu: "Şermin Yaşar gerçekten insanın kalbine dokunmayı biliyor."
Altı Harfli Bir Tatlı öyle hızlı akan, sürekli olayların yaşandığı bir kitap değil. Daha çok birinin karşısına oturup geçmişini dinliyormuşsun gibi. Sayfaları çevirdikçe bazen gülümsedim, bazen de durup düşündüm.
En sevdiğim tarafı da buydu aslında; karakterler o kadar gerçek geldi ki sanki bir yerlerden tanıyormuşum gibi hissettim. Kitap boyunca aileyi, geçmişi, özlemi ve insanın kökleriyle olan bağını hissettim.
Bazı kitaplar bittiğinde sadece kapağını kapatırsın. Bazıları ise bitse de aklında kalır. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı.
Bu arada Şermin Yaşar okuyanlar burada mı? En sevdiğiniz kitabı hangisi oldu? Ben yeni önerilere açığım.
İnsanın içi dışı bir mi ki evler öyle olsun.
Olmadı.Olmamasına şaşırmadım da üzülmedim de.Ama uyandım. Beni,benimle aynı sınavlardan geçmemiş hiç kimsenin asla anlayamayacağına uyandım.
Dağ ardında olsunda taş altında olmasın.
Herkesin derdi ötekine masal gelir.
Kimsesizin halinden kimsesiz anlar.
Kimsesizlik başka yalnızlık başka.
Olan biten her şey bizi bugüne hazırlamak içindi,talihsizlikler de öyle.
Herkes dertte değil,herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alinacak sınav geçilecek. Teneffüs ancak o zaman.