Bugün sizlere sevgili yazar Oya Mumcuoğlu kaleminden çıkan Atlasın Kızları ile geldim.
Bu kitap benim için sadece kadın seyyahların anlatıldığı bir eser değil; tarihin gölgelerinde bırakılmış cesur kadınların izini süren ilham verici bir yolculuk oldu.
Yıllardır bize keşiflerin, büyük yolculukların ve maceraların hep erkeklere ait olduğu anlatıldı.
Oysa bu kitap gösteriyor ki kadınlar da yüzyıllar boyunca hayallerinin peşinden gitmek için büyük mücadeleler vermiş.
Kimi erkek kılığına girerek gemilere binmiş, kimi tek başına bilinmeyen coğrafyalara yolculuk etmiş, kimi ise toplumun tüm baskılarına rağmen özgürlüğünden vazgeçmemiş.
Kitapta en çok etkilendiğim isimlerden biri Jeanne Baret oldu.
Erkek kılığına girerek dünya turuna çıkan ilk kadın olması gerçekten hayranlık uyandırıcıydı.
Catalina De Erauso’nun sıra dışı hayatı, Isabella Bird’ün keşif tutkusu, Alexandra David-Néel’in Tibet yolculuğu ve Freya Stark’ın Anadolu üzerine yaptığı çalışmalar ise kitabı daha da etkileyici hale getiriyor.
Her bölümde farklı bir kadının hikâyesini okurken hem şaşırıyor hem de o dönemin şartlarını düşündükçe hayran kalıyorsunuz.
Üstelik yazarın dili oldukça sade ve akıcı olduğu için tarihi bilgiler yoğun olmasına rağmen kitap hiç sıkmıyor.
Atlasın Kızları; cesaret, özgürlük ve hayallerinin peşinden gitmek üzerine çok güçlü bir eser olmuş.
Kadın tarihi, biyografi ve keşif hikâyeleri okumayı sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
“Bazı kadınlar bavullarına sadece eşyalarını değil, cesaretlerini de koyup yola çıktı…”