Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirmodern okumasında Mihail Bulgakov ~ Genç Bir Doktorun Anıları kitabı vardı ve ben büyük bir keyifle okudum. Tahminimin üzerinde etkisi oldu diyebilirim.
Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, kendisine asistanlık beklerken, şehirde unutulmuş olan geleneklerin, inançların hala devam ettiği bir kasabaya gönderilir. Devrim Rusya'da şehir merkezi hayatını felç ederken, doktorumuz da kasaba da, batıl inançlara hapsolmuş zihniyetlerle boğuşur.
Öykülerden oluşan kitap daha ilk bölümüyle sevdirdi kendini. Mesleğini yapamamaktan korkenken, herkesin öldü gözüyle baktığı bir hayatı kurtararak adım atmış oldu bence doktorluğa. Diğerlerinde de bir çok kez çaresizliği serdi gözlerimin önüne. Kiminde çok zor hava şartlarında mesleğini yaparken geçirdiği hayati tehlikeler, kiminde çocuğunun hayatı ve inançlarıyla sınanan bir annenin kararı. Maalesef günümüzde de hala var olan, doktorun cinsiyeti sebebiyle ya da hasta yakınlarının inançlara ters düştüğü için tedaviye izin vermeyen zihniyetleri andım bol bol. Özellikle şehirden uzak yerlerde doktorlarımızın başına gelen, ilk başlarda hayati önem taşısa da, sonrasında "fıkra gibi" diye tabir ettiğimiz olaylara da değinilmiş. "hiç bir şey artık beni şaşırtamaz" derken her seferinde farklı bir şaşkınlık eşliğinde öğrenmeye boyun eğiyor doktorumuz. Dönemin imkansızlıkları arasında yanlız kalmışlık hissiyle beraber medeniyete duyulan özlem cabası... "Benim güvendiğim tek şey, içinde bulunduğum bu olağandışı şartların kamçıladığı sağduyum." diyor ve ekliyor
"Bir şeyle mücadele etmek için,onunla yüz yüze gelmek gerekir"
Keyifli okumalarınız daim olsun...