Öncelikle filmini izledim. Çok sonraları da kitabını aldım. Film çok hoşuma gitmişti. Kitabının da öyle bir etkiye sahip olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Çünkü çok daha derin ve çok daha etkileyici bir eser ile karşı karşıya kaldım. Bunun en büyük sebebi de aslında izlediğimiz filmin bu kitap olmaması.
Evet Film bu kitabın filmi olay aslında aynı. Orada Jamal karakteri kenar mahalleden geliyor ve hayatında yaşadıklarının yarışmada karşısına çıkmasıyla kaderin cilvesiyle en büyük ödülü alıyor. Yarışma programının sunucusu ise bu işte bir iş olduğunu düşünüyor ve polisi çağırıyor. Burası aslında aynı ama kitaptaki kişi Jamal değil Ram Muhammed Taylor. Bir kilise önüne bırakılan bir çocuk. Rahip ona bakıyor ve aile bulmaya çalışıyor ama maalesef bulamıyor. Sonra ona bir isim vermek istiyor. Bir Hristyian ismi veriyor ama bunu duyan bazı hintliler onunla konuşuyor. Onun hristiyan olduğunu nereden biliyorsun ya hintliyese diyorlar. Papaz da bunu bilemezsiniz ya müslümansa diyor. En sonunda da hint, müslüman ve hristiyan adından oluşan Ram Muhammed Taylor adını alıyor. Filmden farklı bambaşka br hikaye burada bizi bekliyor işte. Çünkü polislerin elinden bir avukat kız onu kurtarıyor ve onunla konuşuyor. Soruları nasıl bildiğini anlatmasını istiyor. Çünkü onun soruları çaldığı düşünülüyor. Ram anlatmaya başlıyor. Herşeye adının verilmesinden başlayarak yaşamındaki tüm dönüm noktalarını anlatıyor. Bütün dönüm noktaları yarışmadaki soruların cevapları. Ve yaşadıkları o kadar zor ki. Ölümler, ihanetler, aşklar, sevgiler, kardeşlikler...
Sizleri derinden etkileyeceğini düşündüğüm bu kitabı kaçırmayın derim.