Robert Bloch'un Sapık'ından sonra okuduğum en çarpıcı gerilim romanı.
Kitap, ana karakterimiz psikoterapist Theo Faber'ın gözünden anlatılıyor.
Alicia, kocasının yüzüne beş el ateş açan bir katil ve bu cinayetten sonra sessizliğe gömülüyor. Sessizliğini akıl hastalığına yoran mahkeme heyeti ise onu akıl hastanesine yatırıyor.
Theo ise kendini onu iyileştirmeye adayarak o hastanede işe başlıyor ve romanımız da burada düğümleniyor.
Alicia'nın günlüğü, tanıklar derken olaylar çözülemez bir yere geliyor.
Benim yorumum: Kitabı bitirdikten sonra yaklaşık bir iki dakika eserle bakıştık, algılamam biraz geç oldu. Sonu beklediğimden daha çarpıcıydı ve kesinlikle tahmin edilemezdi. Tamamen bayıldım ve bunun ardına ne okunur kesinlikle bilmiyorum. Aklımdan uzun bir süre çıkmayacak.