Ahmet Ümit’in dili son derece akıcı, betimlemeleri ise adeta o anı yaşatacak kadar canlı. Kitap aynı zamanda günümüz İstanbul’unun uğradığı ranta, betonlaşmaya ve kültürel hafıza kaybına yönelik çok güçlü bir sistem eleştirisi barındırıyor. "Şehirler de insanlar gibidir Nevzat, hafızalarını kaybederlerse, ruhlarını da kaybederler" cümlesi, kitabın edebi ve sosyolojik manifestosu niteliğinde