Eşekli Kütüphaneci’yi okurken şunu hissettim: Bazen bir insanın yaptığı küçük gibi görünen bir iyilik, koca bir toplumun kaderine dokunabiliyor.
Bu roman bana sadece kitap sevgisini değil, kitabı insana ulaştırmanın da başlı başına bir mücadele olduğunu hatırlattı. Köy köy dolaşan, insanların hayatına sessizce temas eden bir çabanın hikâyesi var burada. Abartısız, gösterişsiz ama çok kıymetli bir emek…
Ben bu kitabı özellikle şunu görmek isteyenlere öneririm:
Bir insan, gerçekten inanırsa; imkânsız denilen şeylerin arasından bile yol açabilir.
Okurken insanın içinde sade ama güçlü bir duygu kalıyor:
Kitap bazen sadece okunmaz; birinin hayatına ışık diye taşınır.