Kerim Gedik, ZETA: Yeni Dünyanın Özgürlük Çağı adlı eseriyle okuru sadece fütüristik bir maceraya davet etmekle kalmayıp aynı zamanda modern insanın en kadim çıkmazlarını masaya yatıran çarpıcı bir felsefi sorgulamanın içine çekiyor. 23. yüzyılın o karanlık ve distopik atmosferinde geçen roman insan ömrünün kırk yılla sınırlandırıldığı, her şeyin yedi büyük şirketin kontrolünde şekillendiği ürkütücü bir düzen inşa ediyor. Yazarın felsefi bir olgunlukla kurguladığı bu evrende; yeni bir hayatın doğuşunun bir annenin ömründen silinen on yılla ödenmesi veya ölümsüzlük vaadinin yalnızca seçilmiş azınlığa sunulması gibi detaylar, gücü elinde tutan sistemlerin insan ruhunu nasıl metalaştırabileceğini sarsıcı bir dille gözler önüne seriyor.
Romanın merkezinde yer alan sıradan bir çalışan olan Mert’in hikâyesi aslında sistemin kusursuz işleyen çarkları arasında kaybolmayı reddeden insanın kendi özünü arayış yolculuğudur. Yazar, Mert’in düzene karşı gelişen bu sessiz ama derinden direnişini işlerken özgürlük kavramının sınırlarını yeniden çiziyor. Kitap boyunca fısıldanan "İnsan, görmediği şeyi sorgulamaz; sorgulamadığı şeyi ise özgürlük sanır" felsefesi okura içinde yaşadığı dünyayı ve kendi algı kalıplarını sorgulatacak cinsten bir güce sahip. Aynı zamanda eserde fütüristik bilimkurgu ögeleri yerel detaylarla o kadar estetik ve pürüzsüz bir biçimde harmanlamış ki kurulan bu distopik dünya okura uzak bir gelecekten ziyade, her an kapımızı çalabilecek tanıdık bir tehdit gibi hissettiriyor.
Eserin edebi başarısı, başından itibaren sürekli tırmanan temposunu, okurun zihninde derin izler bırakacak çarpıcı ve sarsıcı bir finalle taçlandırmasında yatıyor. "İnsan en son neyi kaybetmeye razı olur?" sorusunun gölgesinde ilerleyen bu yolculuk, son sayfaya gelindiğinde insan kalmanın ve geçmişi hatırlamanın aslında ne kadar büyük bir bedel gerektirdiğini felsefi bir derinlikle yüzümüze vuruyor. Kalemi son derece güçlü, kurgusu akıllıca tasarlanmış ve alt metni entelektüel bir birikimle yoğrulmuş olan ZETA, yerli bilimkurgu ve distopya literatüründe uzun süre konuşulmayı hak eden çok değerli bir imza. Her bir satırında derin bir düşünsel emek barındıran bu vizyoner eseri tüm kitap dostlarına ısrarla tavsiye ediyor; yazarın kalemi daim, yolu açık olsun diyorum.