·304 syf.····Okunma: 13 Haziran 2026 20:13 Antik Yunan mitlerini yıllar içinde sağdan soldan duyarak, okuyarak öğrenmiş, bilinçsizce takip etmiş, o iyi-kötü hoşa giden kurgularıyla önce ilgisini çekmiş sonra ise incelemelerini biraz derinleştirerek, bu sefer bilinçli olarak, simgelerle yüklü bu anlatıların acaba arkasında yatan daha derin anlamları olup olmadığını sorgulamak istemiş ve işin uzmanı olmamasına karşın ve buna rağmen vakit ayırmış meraklı ve biraz da kurtlu okurların sahip olmaktan mutlu olacakları ağır bir kitap.
Kitabın dili, eğer mitler uzmanlık alanınıza girmiyor ve sürekli bu tarz eserlere göz atmıyorsanız bir hayli terminolojik gelebilir. Buna rağmen anlamak için harcanan vakte, çok az bile olsa değdiği söylenebilir zira söz konusu koca bir küllüyat ki Antik Yunan bağlamında ilk izlekleri Mikenlerde, m.ö. 13 yy'da görülen, sonra Hesiodos, Homeros, Pindaros gibi sözlü olanı yazınsal hayata geçirmiş şairlerce günümüze ulaşan, ilk bakışta saçma ya da kurgusal gibi görünen ama Aristoteles'in de safsata kısmının ayırdına vararak düşünsel bir ayrıştırma ile ön plana çıkardığı o mitlerdeki temel fikri yani "ilk tözlerin tanrılar olabileceği" düşüncesinin, toplumların ve ardıllarının geleneklerine işaret ettiği, tümüyle arkaik düşünceler ve hatta zamanında kabul gören yegane evrensel hakikatler bütünü üzerine yazılmış bir hayli kapsamlı bir eser.
Kitap, konudan bir hayli uzak ve bağdaşmaz gibi görünen (evlilik - savaş, çiftçilik - güzel kokulu bitkiler, temiz - kirli vb) olguların antropolojik, anlambilimsel, filolojik ve düzgülerin sınıflandırılması gibi incelemeler neticesinde nasıl bağlaşık olduğunu ve sonra tekrar nasıl birbirlerinden uzaklaştıklarını, farklı ekolleri de oyuna katarak ortaya koyuyor. Bunu da, tıpkı bir merdivenle çıktığınız yüksekliğin, merdivenin uçları birleştiği için başladığınız noktaya dönmenizdeki, çelişkili gibi duran ama basamaklar içinde bir orta noktanın en ideal belki de en ölçülü ve toplumca (ve hatta tanrılarca) kabul gören nokta olduğunu açıkca söylemeden, "kendi-kendini anlatır" şekilde ortaya koyduğu fikrini, aktarılması ya da anlaşılması yalnızca mit aracılığıyla olabilirmiş gibi duran eğreti ama o eğretilik içinde öğretiler bütünü taşıyan meseller tanımlaması ile yapıyor. Garip şekilde kitapta ilerledikçe, bu fikir daha anlamlı geliyor.
Sonuç olarak, mitlere ilişkin bakış açısını değiştirebilecek güçte; ele alındığı dönemlerde arkaik toplumlardaki olası tarihsel-düşünsel kopuşları anlatacak açıklıkta; Antik Yunanda "mythos"'un kendinden sonra gelen"logos" 'a nasıl öncülük ettiğinin altını dolduracak iddiasıyla, okunmaya değer bir kitap.