Doğu'nun bağrında sönmeyen kor, yanan bir diyardır,
Her taşında mazlumların suskunluğu, feryâdı vardır.
Göğe yükselir ezan diye bekleyen kırık minareler,
Rüzgâr bile ağlar geçerken, yüreklerde hicran vardır.
Geceler zincire vurulmuş, gündüzler duman içindedir,
Her anne duasını saklar, gözyaşı Kur'an içindedir.
Bir çocuk umut çizerken kumlara titrek parmağıyla,
Silinen her çizginin ardı, koca bir cihan içindedir.
Ne dağ unuttu o sesi, ne ovalar unuttu izi,
Toprak hâlâ saklar bağrında dedelerin alın terini.
Bir avuç iman büyütür en çetin fırtınaların içinde,
Güneş bile kıskanır sabrın sarsılmaz vakar rengini.
Ey vicdan! Daha kaç kere susacaksın bu feryada?
Kaç bahar kurban olacak karanlığın soğuk ayazına?
Zulüm, demirden saray kursa da sonsuza dek kalamaz;
Hakikat doğar bir sabah, en koyu gecenin bağrına.
Bilinir ki her zindan bir gün kapısını göğe açacak,
Her kırılan zincir umut olup ufuklara taşacak.
Mazlumun âhı yükselince arşa sessizce varacak,
Adaletin güneşi doğup karanlıkları aşacak.
Doğu Türkistan yalnız değil; dualarda yaşayan candır,
Hürriyet bekleyen her yürek aynı göğün altında birdir.
Bir gün özgürlük türküsü yankılanacak semalarda;
Çünkü umut, zulmün önünde eğilmeyen son bayraktır.
Yunus Destebaşı