·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Haziran 2025 13:31 Zeytindağı, ulu bir çınarın andelîb-i hüzünle terennüm edilen o en dertli, o en muhteşem inkıraz faslıdır. Müellif Falih Rıfkı Atay, bu asar-ı nadirede Osmanlı İmparatorluğu’nun Suriye ve Filistin çöllerindeki son azametini ve ardından gelen o feryat dolu gurubunu, kalbi bir sızı ve şairane bir eda ile kağıda dökmüştür. Koca bir devletin Medine’den, Şam’dan ve mukaddes Kudüs-i Şerif’ten çekilirken geride bıraktığı yetim hatıralar, adeta tarihin sinesine kazınmış birer abide-i hüsrandır. Dördüncü Ordu Kumandanı Cemal Paşa’nın Zeytindağı’ndaki karargâhı, ne kadar ihtişamlı ve heybetli ise, sükût eden o koca hayal de bir o kadar hazin ve ibretamizdir. İstanbul’un nazlı çocukları ile Anadolu’nun kavruk sîmâlı neferleri, kendilerine yabancılaşmış bu üvey topraklarda, ulu bir davanın ve sarsılmaz bir sadakatin bedelini canlarıyla ödemişlerdir. Falih Rıfkı, bir yaverin sadık şahitliği ve bir Türk milliyetçisinin yüksek şuuruyla, hem ordunun çaresizliğini hem de Mehmetçiğin çöl kumlarında devleşen o sessiz fedakârlığını şairane bir üslupla abideleştirir. Neticede bu eser; vatanperver bir sine için sadece bir mazi kıssası değil, imparatorluğun ufkunda batan son güneşin ardından tutulan asil bir yas ve ebedi bir ibret vesikasıdır.